Asude Zeynep Toprak - Mide Ağrısı

Temmuz 23, 2008 · öykü · Yorum Yok 

Zamansız mide ağrıları sergileniyor vücudumda. İliklerim haber bekliyor sıradan bir kanser için. İliklerim isyan ediyor. ‘Biri şu dünyayı içinden alsın.’ Biri diyorum, şu dünyayı içimden alsın… Bu meret gözlerimi mest etmiyor. Gözlerimin üşütmesi an meselesi…

Üçlü koltukta oturan pervasız kız, arada bir başını kaldırıyor benim olduğum yöne doğru. Yönümü değiştiriyorum, dünya bana dönüyor, boynum tutuluyor. Af diliyorum ve cebimde ne varsa ortaya karışık döküyorum. Cebimden çıka çıka dünya çıkıyor. Ah midem! Bu kramp gözlerimi Japonlaştırıyor.
Devamını Oku

Bilal Can’ın “Heyyale” Şiirinin Tahlili - Betül Tekin

Temmuz 23, 2008 · eleştirel bakış · Yorum Yok 

Şiir geleneğimizde isimlerin ya da müstear isimlerin hem şairler hem de şaire ilham olanlar adına kullanıldığı edebî bir gerçekliktir. Özellikle serbest şiir akımlarının oldukça yaygın hale gelmesiyle bu gerçeklik farklı boyutlar da kazanmıştır.

‘Heyyale’ kelimesini bende ilk okuduğumda çağrıştırdığı şekliyle anlamlandıracağım. Şairimizin daha farklı bir muradı olabilir ki: bu durumda tashihlerini bekleriz.

‘Heyyale’ yani hayallerimin rüzgar gülü, öyle ki beni her bir dalında ayrı bir halet-i ruhiyyeye büründüren fidanım. Kısaca hayatım, benim ben olduğum ,’ben’de olduğum uğruna ve düştüğüm yollarına , dönemediğim yollarından.

Temiz bir sayfaya bak ellerinle
Esrik tümcelerin sigarayla meze olması
Buruşturuyor kalemin ucundaki mürekkepleri
Damlalanıyor damıtılmış bir sevdadan
Hayaletini arıyor yere düşen prangalar
Kurşun sesinden ağır bir vebal
Susmak kadar tebessümî bir provadır
Heyyale!!!

Devamını Oku

Azelya - Abdulsamed Kılınç

Temmuz 23, 2008 · öykü · Yorum Yok 

En mutlu olduğum korkuma yürek dolusu sitemle…

Tarihim aşktan bu yanadır. Aşktan sonrasıdır. Doğuşumun yıldönümünü elest bezminde, bela dediğim zamana bağlıyorum bu yüzden. Saatimi bilmem. Kaçıncı dakikadır. Zamanla alakam yok. Lakin varlığım bir aşk sağanağı altında büyüyen bir haldir. Bu yüzden aşk ile başladım hayatıma, aşk ile anlamlandım, aşk ile büyüdüm, aşk ile çocuk oldum. Aşk ile yaşlandım ve aşk ile öldüm…

Azelya… Öyleydi işte. Birden başlamazdı yağmurlar. İlkin bulutları toplaması gerekirdi rüzgârın sonrada yağmurları indirecek bir yoğuşma. Onun için sevgilinin gözlerine değmesi gerekir gözlerin. Gözleri ile bütünleşmesi gerekir yüreğin. Sonra demli vakitlerde demlenmek gerekirdi içine yerleşmesi için. Köşküne yerleşmesi için…
Devamını Oku

Ben ölecek miyim Anne - Zeynep Sarıkaya

Temmuz 23, 2008 · öykü · Yorum Yok 

anne ve babamın ilk çocukları olan ve ben doğmadan yaklaşık 15 yıl önce hayata gözlerini yummuş olan hiç görmediğim Erdal Abi’me…

Ben ölecek miyim anne? Babam kadar olamadan ya da kalın kitaplar okuyamadan ölecek miyim? Boğazımdan aldıkları parça hakkında doktorun dediklerini duydum bir de ‘Bir ay’ dedi. Eğer doğruysa ve bu ay kar yağmazsa son kez kartopu oynayamadan ölecek miyim anne?
Devamını Oku

Körebe - İsmail Alperen Biçer

Temmuz 23, 2008 · öykü · Yorum Yok 

Karanlığı görebiliyordu sadece. Bütün renkler siyahtı. Güneşin altın sarısı oluşunu, gökyüzünün mavi libasını giyip arzı endam edişini, söğütlerin nazlı gelin edasıyla salınışını bilmiyordu. Çok sevdiği pamuk şekerinin rengini bile unutmuştu. Öylece kalakalmıştı olduğu yerde. Düşünüyordu…

Sıcak bir temmuz gününün öğle saatleriydi. Gölge boyunun sıfıra yaklaştığı vakitler yani… Alnından yola başlayan tuzlu su damlaları önce yanaklarına oradan da dudaklarına ulaştı. Boğazının kuruduğunu, susadığını hissetti. Suya nasıl ulaşacaktı?
Devamını Oku

Nakkaş’ın Sanat Atölyesi

Temmuz 23, 2008 · sanat atolyesi · Yorum Yok 

Nakkaş’ın ellerinden binbir sanat… nakkaşımızın sanat atölyesi…

elleri dert görmesin.

Devamını Oku

Nakkaş’ın Vitray Çalışmaları

Temmuz 23, 2008 · sanat atolyesi · Yorum Yok 

Öyle güzel ki, kaleminin değdiği her sanat…

Devamını Oku

Carlos Latuftan Çizgisel Direniş

Temmuz 22, 2008 · sanat atolyesi · Yorum Yok 

Çizgisel Direniş: Carlos Latuff
Tercüme ve yeniden hazırlık: Sabri Ünal

Devamını Oku

ebruzenden ebrular

Temmuz 22, 2008 · sanat atolyesi · Yorum Yok 

Ebruzen ablamızın şu başlıkta yayınladığı ebrularını hiç görmüşmüydünüz…
Devamını Oku

Zeynep Ertenden Ebrular

Temmuz 22, 2008 · sanat atolyesi · Yorum Yok 

Erguvan (Zeynep Erten) kardeşimizin tam da şu başlıkta yayınladığı ebru çalışmaları…
Devamını Oku

Hasretlerime İnce Bir Ah Düştü - Seher Ortaöner

Temmuz 22, 2008 · şiir · Yorum Yok 

Şehrin kucağındaki yengilerle,
Hazin bakışlardaki uçurumlarla,
Ve gizli ayanlardaki
El-amanlarımla birlikte,
Yine hasretlerime ince bir ‘ah’ düştü!…
Devamını Oku

Paris Gazeli - Sabri Ünal

Temmuz 22, 2008 · şiir · 1 Yorum Var 

PÂRİS GAZELİ

a)
çan sesleriyle uyarınken uykusuz sabahlara
aşkın başkentinde aşksızlıktan ölmek
kurduğu her hayâle katıksız sarılmak
müslüman olmanın asimetrik özü bu
bir de üstümüzde şu esmerlik olmasa
bahtımız gibi kara olmasaydı tenimiz
aşkın başkentinde aşık olmak da vardı!
Devamını Oku

Gitmek Geliyor İçimden - Esra Şen

Temmuz 18, 2008 · şiir · Yorum Yok 

Gitmek geliyor içimden../
Kentte ki fırının önüne çöreklenmiş ekmek kokusu../ve yakamdan süzülen bahar kıpırtılarımla..

(I.)

Kurukalabalıklarını özledim kentin..
Birde seyitkaliyev solo’larını..
Derdimi dertlenmeden anlatabildiğim yüreklerini..
Yanar döner ışıklarını..
Gitmek geliyor içimden…
Gitmek…
Martı jonathan’ın kanatlarına takılıp yeni umutlara firari yolculuklar kurmak..
Çarpıp kapıyı/geride kalanlara ıslak veda busesi kondurmadan gitmek..

Devamını Oku

J’ye Kınalı Diller - Leyla Marankoz

Temmuz 18, 2008 · şiir · 1 Yorum Var 

peltek çocukların se/si
iyi oturur hocamın kadrajına
hocam ki, c’si j ile okunmaz
oje bozması müridanlar
basmadan tekkeleri
yürü gidelim mücella
herkes senin gibi
hocam diyemez burada
Devamını Oku

Yürekler Esir Şimdi - Şahin Güler

Temmuz 18, 2008 · şiir · Yorum Yok 

Korkularımıza yenik sevdalar bıraktığımızdan beri
Yitik dünyalar hükmediyor uçurumlarımıza
Esaretine tutkulu sabahlar adadığım,
Çorak yürekler deşiyor rüyalarımızı

Yüreklerimizin ucuna konan güvercinleri
Özgürlüklerinden vuruyoruz
Yanı başımızda büyüyen kardelenleri
Ayazların soğuk şafaklarına terk ettik

Devamını Oku

Ve Susar Çığlıklarım - Düşünce İklimi

Temmuz 18, 2008 · şiir · Yorum Yok 

Çaresiz bir itirafın pençesinde gülüşlerim
Titriyorum…

Ayazındayım şimdi seninle süslediğim hayallerin
Yıkılıyor ortalık…

Bir polis kelepçelerini süzüyor bakarken bana
Kanlı ellerim bir mapusun habercisi şimdi
Artık ne yalan var hayatımda
Nede bir hayatim, içinde yalanlar barındıran
İsyan türküleri pusu kurmuş dilimde
Sensizliği besteliyor serseri sokakları istanbulun
Bir ıslık tutturmuşum umursamaz gibi hiç bir şeyi
Kendime geliyorum seslenişi ile bir sokak çocugunun
Yatacak bir yer gösteriyor bana
Anlamış gibi o da kimsesizliğimi
Anlamış gibi o da sensizliğimi…

Devamını Oku

İstanbul Gibi Ölürüm Yar - Yasemin Yıldırım

Temmuz 18, 2008 · şiir · Yorum Yok 

Hatırlıyorum!
/…
Elleri siyahtı bu gidişin
Bitişlere yeni açılıyordu parantezler
En son söylediğim Türküde kalmıştı gençliğim
Ruhum limansız bir rıhtımda inzivaya geçilir
Ve İstanbul olan yârim söyle hangi bahardan geçiyordu ayakların?
Avuçlarımda ıslanırken koca gece, yıldızları gömüyordum gözlerine
Dudağının kıyısındaki elveda var ya hala içimde bir kıymık gibi
Ne zaman konuşmaya başlasan ilkin sesin batardı içime.
Ve İstanbul olan yârim hatırlıyorum seni
Hatırlıyorum beni nasıl yüzüstü bırakıp arka kapımdan kaçtığını
Sesi üstüme yakışan yârim
Susuyorum renklerim dökülüyor köşe bucağa
Bir ağrı kesicinin kesik bıraktığı acı kanıyordu hala içimde
Bilerek kesiyorum içimdeki ağrının fitilini
Uyuşturmaya çalışsam da geçmişi
An’lık dindirebiliyorum her acıyı
İzi kanlı bir tokat gibi çarpar geçmişin
Devamını Oku

İyi Geceler Güzeli - Yağmur Tuana

Temmuz 18, 2008 · şiir · Yorum Yok 

salkım söğüt kıvılcımlar
pazen mutluluklar sarkar omzundan
tutar,
mailenmiş bir yalnızlığın masalından akarsın

iyi geceler güzeli.

içinde biriktirilmiş
ne varsa
rıhtımlara bağladın
hangi sözcüğün
kimliğinden sorulursan
sorul,
sığınaksız bir çocuklukla
tanındın,
iyi geceler güzeli.

Devamını Oku

Tanık - Banu Özbek

Temmuz 14, 2008 · şiir · Yorum Yok 

günün yorgunluğu çökerken göğün ayaklarına
suvare lisanlarla mahmurlanır pencere kıyıları
kararsız işmarlar eden perdelerin sessizliğinden
süzülüveren itimatsızlıktır raddelenen kanımda
büzüşüp; geceyi bekleşen korkuların koynunda
yorgunluğa direnen gün kabarcıklarının önü sıra
bir hayat çekilir hergün yeryüzünün rıhtımlarından
soğuk tazyiklerle durulanır
tedirgin gözlerin temâşası
öteleri imleyen dillerde inileyen sayıklayışlar
itidalsiz kıldığı vakit bedeni
gayrı yoktur,buruşmuş hüzünlere bulunacak yüz
kolaydır kandırılmak kanmak isteyene
gidilmemiş yerlerin rüyasıdır hep görülen
oysa ben
hayalleriyle hesaplaşanlardan hiç ürkmedim ki
Devamını Oku

“Babama” - Esra Şen

Temmuz 14, 2008 · mektup · Yorum Yok 

”Babam”a…

Kar / Soğuk / Hüzün…
Eteğimdeki çamurlar
Ve Kürek sesleri…
Ah İstanbul içim seni bu kadar terketmeyi hiç istemedi…

(Kar)

Kar yağmaya başladı…
Ben karını babamın görmediği bir kış yaşamadım hiç…Belki bir dahaki yıl ve bir sonraki ama bu yıl ölüm kadar beyaz o soğuğu kuşanmadan gitmedi…

Yollarını gözlediğim ilk adam,
Dönüşlerine saat tuttuğum…
Bu yorucu ve hüzün dolu mevsimin güçlü kardeleni olmayı seçti yine…
Devamını Oku

Sürgün - Abdulsamet Kılınç

Temmuz 12, 2008 · şiir · Yorum Yok 

Seni cihangir fetvalardan sakındırıp
İsyankâr bir cümlenin başına mevziliyorum…
Artık okuyan her kişinin dilinde
Bir kandamlası olarak belireceksin…

S

Gözlerim kandan esen bir deli taraf
Tüm sözlerim yetim bir hasretin
Çıldırtan cihetlerini sunarken avuçlarıma
Berzah olur bana esişlerin…
Ben
Kırılan kalemimin mürekkebine
Kan depolarken
Ve her kana bir mayın kurarken
Esme mayınlarıma
Girdabım ezelden sürgün…
Devamını Oku

Zuhur - Mustafa Onur

Temmuz 12, 2008 · şiir · Yorum Yok 

İçimde ölen adamın cebinden çıkan son şiir

Geceydi…

Ömrüme biçilmiş binbir kifayet,
Uğursuz şüheyla ve sarman kedi,
Hepi topu bir zülüfle oynaşıyorduk.
Adını sordu zaman geçtiği hayatlardan,
“Merhamet” dedi annen, maziye öykünerek.

Bana sorsa “Sen” derdim…Eminim ki “Sen” derdim…
Kaşının sağ yanını burçlara daldırarak;
Hazerfan edasıyla Okyanusa giderdim…
Devamını Oku

Kelimelerim Ölümü Anlatamaz - Adem Muharrem Dönmez

Temmuz 12, 2008 · deneme · Yorum Yok 

Aşk adına yazılar yazmak kolaydır, her kelime sevgi yüklenecek hallere girmeğe can atar ama ölümü anlatmak zordur. Anlamak istemez herkes bu gerçeği ve kelimeler birbiri ardına kaçar, bir bakarsın hiç bir şey kalmamıştır elinde. Yazacak harf dahi bulamazsın… Elif dersin be gelmez, ilk dersin sonu çıkmaz anlatamazsın ölümü, acıyı paylaşamazsın. Dilinin çarklarında bir eksik oluşur, hikayenin kahramanını uzak diyarlara göndermişsindir yeni kahraman bulamazsın. Ölüm soğuktur, ölüm yalnızlıktır, ölüm kavuşmaktır. Bu hayatın anlamıdır bir diğer ifade ile, hayatın değişmez gerçeği, son dönemeci…

Kelimelerimi buraya dizip ölümü anlatmak adına neler vermezdim ki, ama hayır bunu yapamam birkaç kırık dökük derme çatma kelime ile anlatamam ölümü. Benim cümlelerim kırık kanatlı, benim harflerim eksik. Keşke yapabilse idim bunu, bu anında gecenin, bu gözyaşlarını mürekkep yaparak kalemime, yapamıyorum fakat olmuyor, olmuyor ölümü anlatamıyorum. İçimde volkanlar patlıyor ama bunu kimse duymuyor. Bir ben varım geceye şahit, bir ölüm var hayata gösterge.

Yırtıp attığım sayfaların adedini defterimin son sayfasına yazdığım için anlıyorum, fakat ölümü anlatamadım, ölüme hazır olamadım…

Adem Muharrem Dönmez

Filistin’i Yaşamak - Esra Şen

Temmuz 11, 2008 · deneme · Yorum Yok 

Hayat Filistin’le akar yakamdan yakana/ölüm rutin o sokaklarda… “tek şey bilirim! zulme sesini yükseltebiliyorsa kişi insandır… yoksa değil… değil…

Bilinçlenme yaşı vardır ya insanın, irkilir, çarpılır, yada “titrer ve kendine gelir” işte öyle bir an…

Yaş dokuz civarı, televizyon açık… Onlarca polis ve asker kılıklı adam birkaç genci sıkıştırmışlar, taşlarla başlarını ve kollarını eziyorlar…
Ortada korkunç bir tablo var, ve hala o kare gözlerimin önünde…
insanın duyguları daha bilinçlenmeden, o duyguların en başına “acı ve nefret” i yerleştirmek ne demek bunu anladım Filistin sokaklarında…
Hani eliyle düzeltmeli insan haksızlığı/yada diliyle/yada kalbiyle buğzetmeli…
işte sadece bu üçüncüyü yapabilmenin aczi yaralıyor beynimi, yüreğimi…
Televizyondan nefret ettim o günden beri… Devamını Oku

Ölümü Hayata Döndüren Şair: Erdem Bayazıt

Temmuz 10, 2008 · eleştirel bakış · 1 Yorum Var 

Ölüm, ontolojik açıdan hayatın sonlanması, kaçınılmaz olan ve insanlığın başlangıcından beridir önüne geçilememiş bir gerçeklik. Yaşama atılan ilk adımla, kendisiyle beraberliği peşinen kabul ettiğimiz mutlak son, çünkü “ Doğar doğmaz ölmeye başlıyoruz.” Bu denli ölümle birliktelik hissi, onunla mücadele arzusunu da beraberinde getirmiş, eski çağlardan beri ölümsüzlük için formüller araştırılmış ve daha uzun yaşamanın yolları sınanmıştır. Ancak içinde bulunduğumuz post modern çağda dahi, her türlü gelişmeye imza atan insanoğlu, ölüme henüz bir çare bulabilmiş değil.

İnsanı bu denli tedirgin kılan aslında ölümü bilinç sahasında en yoğun şekilde idrak edebilmesi ile ilgili. Çünkü ölümü bilerek yaşayan tek varlık olan insan, kaçınılmaz sona doğru her saniye ilerlemekte:

“Bir gün öleceğim biliyorum
Bunu her an ölür gibi biliyorum.”
Devamını Oku

Aşktır ki, Gerisi Vesairedir - İskender Pala

Temmuz 6, 2008 · alıntı, alıntı denemeler · 1 Yorum Var 

Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib
Kılma derman kim helâkim zehr–i dermanındadır
Fuzuli

Sevgili!..

Aşkın şiirini yazmak isterdim sana; sana aşkı şiir ile yazmak isterdim… Aşkı seninle tanımlamak ister, aşkı sende tanımak isterdim. Ay ikiye bölündüğünde yanında olmak, Uhud’da dişini avcuma almak isterdim. Devamını Oku

hadi bana yalanlar yaz - ahmet savaş

Temmuz 6, 2008 · alıntı, alıntı denemeler · Yorum Yok 

Hadi bana bir mektup yaz..
Mahsus selam et bütün arkadaşlarımdan..
Bana burada yaramaz havadis yok yalanları yaz..

Çocuklar iyiler büyüyorlar de.. Evdeki çocuklar gibi sokaklarda yatan çocuklar da iyi, onları kimse horlamıyor, bankamatiklerde yatmıyor, büfelerden ve insanlardan yiyecek dilenmiyorlar de..

Buralarda hiç bir şey değişmedi, her şey bıraktığın gibi duruyor de..Herkes hasret ile seni soruyor, çocukluğunda top oynarken camını defalarca kırdığın yaşlı komşumuzun gözleri bile senin adın geçince dolu dolu oluyor de.. Komşular birbirleri ile akraba gibi, hastalanan komşusuna kapı komşusu sıcak çorba taşıyor hala de mesela.. Devamını Oku

ben sustum, sen söyle sensizliğimi - senai demirci

Temmuz 6, 2008 · alıntı, alıntı denemeler · Yorum Yok 

Ey yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil. Sana değen sözleri çoktan yitirdim; dudağım avare, dilim perişan.

Aklım ermiyor ki, sustuğumu bileyim. Kalbim ayılmıyor ki sana hitap edeyim. Kelimelerin sıcağı kaçmış, hece hece küllenmişler; sükût lehçesinde aç susuz bir mülteciyim şimdi. Seni taşa benzettiler. Öyle dilsiz, öyle hayatsız, öyle duygusuz diye. Değirmende konuşan taş değil midir peki? Acıyı öğütüp ekmek eyleyen senin dönüşün değil mi? Sen değil misin kabrimi bekleyen sadık yâr? Dillerin sustuğu yerde sen değil miydin ısrarla adını söyleyen unutulanların? Sen değil misin nice dertlinin derdini hiç itirazsız dinleyen? Devamını Oku

Türkiye’nin Batı ile “görücü usulü” yapılmış evliliği - ibrahim paşalı

Temmuz 6, 2008 · alıntı, alıntı denemeler · Yorum Yok 

Gece yarısı biten kitaplar vardır. Yeni okuyucular bilmelidir ki, kitaplar, gecelerden kısadır. Pencereden sokağı seyrederken, az önce kitabını bitirdiğiniz yazarın nerede, ne halde olduğunu düşünürsünüz.

Belki o da uyumuyordur? Sokak lambasının cılız ışığı, kestane ağacının yapraklarının arasından, perdenin kenarından, karanlık odadaki eşyaların bir kenarında kıvrılmış uyuyor gibidir. Rüzgar, onun nefesidir. Odada volta atmak, dolabı karıştırmak nafile. Rasgele ansiklopedi maddeleri okumak da…

Tersten okumaya çalışırsak: Eşya, düşüncenin katı halidir. Türkiye’de düşünce dünyasındaki hareketsizliği, hareket alanındaki darlığı ve katılığı, eşya zenginliği ile izah etmek, en kestirme yol olacaktır. Bu kestirme yoldan nereye varacağız, karşımıza ne çıkacak? Hayatındaki teknoloji harikası eşyalara küfredildiğini zannederek, istihza ile bize ne kadar düşüncesiz olduğumuzu anlatanlar, karşılayacak bizi. Modern zamanlarda “düşüncesiz”, eşyasız demektir. Devamını Oku

Avrupa Birliği’ne veda, Ingrid Bergman’a elveda ve İstanbul’a merhaba - ibrahim paşalı

Temmuz 6, 2008 · alıntı, alıntı denemeler · Yorum Yok 

Kamera karşısında boş ellerini kullanmayı beceremediği için eline sigara aldığını, sigaraya öyle başladığını duymuştum bir zamanlar. Bu doğru mudur, bilmiyorum. Ama ne zaman ellerimi koyacak bir yer bulamasam, daha önce iki kere olduğu gibi doktor akciğer filmimi inceleyip “Sigarayı bırakmalısınız!” dediğinde (oysa hiç sigara içmedim!) veya Avrupa Birliği tartışmalarına şahit olsam hep o gelir aklıma.

Kibirli görünmek istemedim için elimi cebime koymadığım her konuşmada söze onunla başladım:

-“Siz hani şu “Casablanca” filminin başrol oyuncusu olan Humprhey Bogart’ın sigaraya nasıl başladığını bilir misiniz?”

Bugün elim cebimde şunu sormak istiyorum: Türkiye’de Batılılaşma sevdası nasıl başladı, bilir misiniz? Türkiye ellerini dünya sahnesinde kullanamadığını fark edince, çözüm olur umuduyla sarıldı bu merete. Avrupa Birliği tiryakiliği, bizim ellerimizi çözdüğümüz, elimizdekileri yitirdiğimiz günlerin ürünüdür. Üstü açık bir araba, yan koltukta Ingrid Bergman gibi güzel bir kadın, iki katlı müstakil bir ev, Pazar sabahları kapıda hazır bekleyen gazete ve süt… Devamını Oku

Peygamberlerin sözleri ve sevgililerimizin gözleri - ibrahim paşalı

Temmuz 6, 2008 · alıntı, alıntı denemeler · Yorum Yok 

İslâmcılık üzerine yazılar yazmak, doktorculuk oynamaya benzer. Doktor olur, istediklerinizi hasta, gözünüze kestirdiklerinizi hemşire yapar, bol bol reçete yazabilirsiniz. Bunun içindir ki, bu yazılar, bazen azalsa da, çocukluğunu özleyenlerin çok olması yüzünden hiç eksik olmaz basınımızdan. Bu yazılarda başörtülü babaannelerinden, müftü olan dedelerinden, çocukluk hatıralarından bahsedenler çoktur. Ve denilebilir ki Türk aydınının en çocuksu yazıları, İslâm ile ilgili olanlarıdır. Ancak bir çocuğun yapabileceği izahlar ve yanlışlar sıklıkla kendini gösterir bu yazılarda.

Çocuksu yazılardır bunlar, ama yazılanlar masum şeyler değildir. Çocukluğun saflığına geri dönmeyi engelleyen nedir? Bunun ipuçlarını bulabileceğim umuduyla ben de İslâm hakkında değil, bu yazılar hakkında yazmak istedim. Bu insanlar ne yer ne içerler, ortalama ömürleri ne kadardır, hangi iklimlerde yetişirler, nasıl ürerler vs. Bu sıralar bunu araştırmakla meşgulüm. İnsan yaşıyorsa, görevi bitmemiş demektir. Burada yaşıyorsam, burada görevim bitmemiş demektir. Bana kalsaydı şu anda Kudüs-Beyrut hattında bir taksi dolmuşta, her an bir bombayla ölebileceğim ihtimalinin verdiği dikkatle ve yoğun duygularla Feyruz dinlemeyi, sevgilimin/helalimin ellerini bir kutsal kitap gibi tutmayı tercih ederdim. Ama buradayım ne yazık ki. Öyleyse yazıyı dağıtmadan görevimize dönelim. Belki bu yazının mükafatı olarak yaşarım bunları. Devamını Oku

kirpiklerime kırlangıçlar konuyor - tarık tufan

Temmuz 6, 2008 · alıntı, alıntı denemeler · 1 Yorum Var 

KİRPİKLERİME KIRLANGIÇLAR KONUYOR
Tarık TUFAN - Ve Sen Kuş olur Gidersin sf.65

Günün ilk ışıkları yüzüme çarptığında, bütün bir gece boyunca etrafa dağılmış bir kalbi nasıl toparlayacağımı düşünmeye başladım. Yavaşça yatağımdan kalkıp banyoya girdim. Aynaya bakmadan yüzümü yıkadım ve havluyla kuruladıktan sonra aynadaki yüzümle gözgöze geldim. Oldukça değiştiğimi fark ediyordum. Gözlerimde yuva yapan kırlangıçlar uzun zaman önce uçup bir daha da geri dönmemişlerdi. Onların kanat çırpmaları olmayınca, gözlerim ölü evinin sessizliğine bürünüyordu.

Kirpiklerime konan kuşlar olmayınca bakışlarımdaki ifade de ortadan kayboluyordu. Böyle zamanlarda konuştuğum insanlar kendilerini dinlediğimden bir türlü emin olamıyorlardı. Haklılık payları vardı. Hatta daha doğrusu dinlemiyordum.

Birini can kulağıyla dinlemeyeli çok uzun zaman olmuştu. İnsanlar konuştuğunda ta uzaklarda yaralı bir kırlangıç arkadaşlarının bir çoğunun öldüğünü ve benim kalanlara yardım etmem gerektiğini bağırıp duruyordu. Sonra kanatlarından süzülen kana rağmen, kısa uçuşlarla gözden kayboluyordu. Ben nerede olduklarını soramıyordum bile. Devamını Oku

Seni Seviyorum - Tarık Tufan

Temmuz 6, 2008 · alıntı, alıntı denemeler · 1 Yorum Var 

“Martılar ismini gelir fısıldar,
sahilde sessizlik seninle ağlar.
Her tarafta senden hatıra var,
baktığım, gördüğüm, duyduğum sensin.”
Müslüm Gürses

Seni seviyorum!

Okulun koridorlarında yürürken başını yerden kaldırmamanı seviyorum. Ürkek adımlarla dolaşmanı, her an başına bir kötülük gelecekmişçesine tedirginlikle yürüyüşlerini. Öğrenci eylemleri başladığında gözlerine biriken korkuyu. İki kızın dışında arkadaş edinememeni seviyorum.

Ablalarına olan saflık derecesindeki bağlılığını seviyorum. Kendi ayaklarının üzerinde kaldığında düşme korkunu. Erkeğinin sana sahip çıkması gerekliliğine ilişkin düşüncelerini. Derslerin bittiğinde kantine takılmayışını. Annenle babana, hayatın boyunca yalan söylemeye cesaret edemeyişini ya da aklına bile gelmemesini seviyorum. Devamını Oku

Lâl Olan Nasıl Konuşsun Ki

Temmuz 2, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



Yazan: Araf
Şiir: Lâl Olan Nasıl Konuşsun ki…

ayşe coşar - seni hep içimde saklamalıydım

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



bilal can - heyyale

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



gülnisa - ellerim gül kokar mı annem

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



nakkaş - bağdat tutuşur

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



rabia çelik - çünkü ben anneyim

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



nakkaş - bitti

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



Pusu Dağı - Nevim Karahan

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



sabri ünal - söyle bulunur mu

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler, şiir · Yorum Yok 



tuba erdem - düş tuvali

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



yağmur su - ağıtı yaralı

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



yağmur su - sevemem bir daha

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



yolcu - temenni

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



enes durmaz - olmadı

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



nakkaş - sürgünün leylasına

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



yağmur su - yine seninle

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok 



abdulsamet kılınç - söyleyemem aşkımı dil ortak olur

Temmuz 1, 2008 · resimli şiirler · Yorum Yok