Asude Zeynep Toprak - Mide Ağrısı

Temmuz 23, 2008 · öykü 

Zamansız mide ağrıları sergileniyor vücudumda. İliklerim haber bekliyor sıradan bir kanser için. İliklerim isyan ediyor. ‘Biri şu dünyayı içinden alsın.’ Biri diyorum, şu dünyayı içimden alsın… Bu meret gözlerimi mest etmiyor. Gözlerimin üşütmesi an meselesi…

Üçlü koltukta oturan pervasız kız, arada bir başını kaldırıyor benim olduğum yöne doğru. Yönümü değiştiriyorum, dünya bana dönüyor, boynum tutuluyor. Af diliyorum ve cebimde ne varsa ortaya karışık döküyorum. Cebimden çıka çıka dünya çıkıyor. Ah midem! Bu kramp gözlerimi Japonlaştırıyor.

Pervasız kız, otobüsten iniyor. Onun yere değmesiyle, ağaçlar derilerini döküyor. Bu, baharın uzaklığı, yazın kaçınılmazlığını ve sonbaharın ve esasen kışın, yaralı olduğunu kanıtlıyor. Güneş tepeme dikiliyor;
- Sıkıyorsa bana yan bak!

Tenimin rengini yarıyor neşen,
Ne vardı? Diyorum…
Sahi ne’m vardı?
Ciddi bir rahatsızlığa tutulmuştu ruhum!

Trafikteyim… Eminim ki, kırk tane yazan kişiye sorsalar, otuz yedisi yolculuklarını okuyarak geçirdiklerini söyler. Diğer üçü yani ikisi yani biri… Yani ben!
Üçü, yani çoğul olabilecekken içini açtığım oluyor.
İkisi, derken ulaşılmaz oluyorum kendime.
Biri derken, tıkanıyorum, bu ağrı kesmiyor hükmünü.

Ne diyordum? Ha, trafikteyim, yola bakıyorum, elimdeki kitabı okumaya meyilliyken, yola, insanlara, kendime, içime, öyküme bakıyorum. Yanılıyorum yine, yeniden, işte yine hep olduğu gibi; olan oluyor bana. Bir mide nöbeti daha. Yeter artık diyorum, yeter! Can sıkmayın!

‘Yakaza’ alınıyor…
Gömülüyorum tekrar kitaba. Yoksul bir öykünün karnını doyuracakken, leblebi hesabı yapan karı kocaya dönüyorum;
- Başka bir zamana, üzgünüm, diyorum…
Deliriyorum!

Kafamı büküyorum orta kapıya, orta kapıdan indikçe yolcular, bende bambaşka hayatlara iniyorum. Kıyılarını denize en fazla intihar payıyla açmış hayatlarda demleniyorum. Kafamı çeviriyorum;

- İnen delikanlı mutsuz değil! Senden gayrısını deşme, deşse de bu ağrı seni sen deşme, diyorum…

Çıkmaza giren bu günden sonra, sana ne kadar yaklaşıyorum, bana ne kadar yaklaşıyorsun, ne kadar yaklaşıyor bize dünya, korkuyorum!

Alınan yakaza’yı bir daha aralamıyorum. Benden çok sancıyan bir öyküye, daha fazla acı vermemem gerekiyor…

Bakır bir cezvede kaynıyor gençliğim. Gençliğim geçit vermiyor midesizlere… -
- Midem bu dünyayı kaldıramadığından mı sancıyor a rüzgâr?
- Es… Selam…
- Es be rüzgâr… Düğmeye basar mısınız bayım?

Asude Zeynep Toprak

Yorumlar

Yorumunuz