Aranmakla Bulunmaz Lakin… - Enes Durmaz
Gizemli şehir İstanbul, bir günde bir ömür biçermiş ahbaplarına, bir günde bir ömür götürürmüş dostlarından.
Kendi içinde niceler barındırmış, kimisinin adını hep hatırlatmış kimisini unutturmuş, böyle giderken bir ihtiyarı da barındırmış içinde.
İhtiyarın bir teknesi, bir barınağı, birde dededen yadigarı tespihi vardı, kimse ile para sıkıntısı olmazdı. İstanbul’un karşı kıyıya geçirdiği yolculardan, imkanı olandan para alır, olmayandansa hiç sormazdı. Bu yüzden kendisi gibi teknecilik yapan diğer ahbapları gibi zengin olmamıştı ve olmakta istemiyordu. Teknesi küçük olduğundan müşterileri azdı.
Devamını Oku
Asude Zeynep Toprak - Mide Ağrısı
Zamansız mide ağrıları sergileniyor vücudumda. İliklerim haber bekliyor sıradan bir kanser için. İliklerim isyan ediyor. ‘Biri şu dünyayı içinden alsın.’ Biri diyorum, şu dünyayı içimden alsın… Bu meret gözlerimi mest etmiyor. Gözlerimin üşütmesi an meselesi…
Üçlü koltukta oturan pervasız kız, arada bir başını kaldırıyor benim olduğum yöne doğru. Yönümü değiştiriyorum, dünya bana dönüyor, boynum tutuluyor. Af diliyorum ve cebimde ne varsa ortaya karışık döküyorum. Cebimden çıka çıka dünya çıkıyor. Ah midem! Bu kramp gözlerimi Japonlaştırıyor.
Devamını Oku
Azelya - Abdulsamed Kılınç
En mutlu olduğum korkuma yürek dolusu sitemle…
Tarihim aşktan bu yanadır. Aşktan sonrasıdır. Doğuşumun yıldönümünü elest bezminde, bela dediğim zamana bağlıyorum bu yüzden. Saatimi bilmem. Kaçıncı dakikadır. Zamanla alakam yok. Lakin varlığım bir aşk sağanağı altında büyüyen bir haldir. Bu yüzden aşk ile başladım hayatıma, aşk ile anlamlandım, aşk ile büyüdüm, aşk ile çocuk oldum. Aşk ile yaşlandım ve aşk ile öldüm…
Azelya… Öyleydi işte. Birden başlamazdı yağmurlar. İlkin bulutları toplaması gerekirdi rüzgârın sonrada yağmurları indirecek bir yoğuşma. Onun için sevgilinin gözlerine değmesi gerekir gözlerin. Gözleri ile bütünleşmesi gerekir yüreğin. Sonra demli vakitlerde demlenmek gerekirdi içine yerleşmesi için. Köşküne yerleşmesi için…
Devamını Oku
Ben ölecek miyim Anne - Zeynep Sarıkaya
anne ve babamın ilk çocukları olan ve ben doğmadan yaklaşık 15 yıl önce hayata gözlerini yummuş olan hiç görmediğim Erdal Abi’me…
Ben ölecek miyim anne? Babam kadar olamadan ya da kalın kitaplar okuyamadan ölecek miyim? Boğazımdan aldıkları parça hakkında doktorun dediklerini duydum bir de ‘Bir ay’ dedi. Eğer doğruysa ve bu ay kar yağmazsa son kez kartopu oynayamadan ölecek miyim anne?
Devamını Oku
Körebe - İsmail Alperen Biçer
Karanlığı görebiliyordu sadece. Bütün renkler siyahtı. Güneşin altın sarısı oluşunu, gökyüzünün mavi libasını giyip arzı endam edişini, söğütlerin nazlı gelin edasıyla salınışını bilmiyordu. Çok sevdiği pamuk şekerinin rengini bile unutmuştu. Öylece kalakalmıştı olduğu yerde. Düşünüyordu…
Sıcak bir temmuz gününün öğle saatleriydi. Gölge boyunun sıfıra yaklaştığı vakitler yani… Alnından yola başlayan tuzlu su damlaları önce yanaklarına oradan da dudaklarına ulaştı. Boğazının kuruduğunu, susadığını hissetti. Suya nasıl ulaşacaktı?
Devamını Oku
