<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>Yol Düşleri</title>
	<atom:link href="http://www.yoldusleri.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.yoldusleri.com</link>
	<description>Sınırlar Yürümesini Bilmeyenler İçindir</description>
	<pubDate>Sat, 23 Aug 2008 15:23:53 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Tersinden Mektup(son)Hasip Çifçi</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektupsonhasip-cifci/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektupsonhasip-cifci/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2008 15:21:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=165</guid>
		<description><![CDATA[Tekrar buluşmamak üzere diyor ve son bulduruyorum sözlerim…
Tersinden başlayan bir hayatın son sözleriydi belki de yazdıklarım. Sondan başlayan bir yazının elbet bitmek üzere olur mürekkebi de kaleminin, ama zaman geçer bir film parodisinin tersine sarılımı gibi doluluğa ulaşır kalemdeki mürekkep…
Gönül denilen iki telli çalgının hep bam teline vurur mızrap ve sondan başa akar zaman öyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tekrar buluşmamak üzere diyor ve son bulduruyorum sözlerim…</p>
<p>Tersinden başlayan bir hayatın son sözleriydi belki de yazdıklarım. Sondan başlayan bir yazının elbet bitmek üzere olur mürekkebi de kaleminin, ama zaman geçer bir film parodisinin tersine sarılımı gibi doluluğa ulaşır kalemdeki mürekkep…</p>
<p>Gönül denilen iki telli çalgının hep bam teline vurur mızrap ve sondan başa akar zaman öyle ki başlangıçtaki sona ulaşır ölümsüz mektuplar…</p>
<p>Kalem son selamını verir ve üç noktalık bir zaman birimine sığdırır yaşanılası onca öyküyü.</p>
<p>Belkide ölümsüz tabuları yıkmak namına başlamıştır tersinden gelen mektuplar. Her düz yazıda, her şiirde ölümsüzleşen aşkı öldürmektir niyetim ya da hiç doğmamasını sağlamak olsa gerek tersinden gelen mektuplar…</p>
<p>Nihayetinde başa ulaştı yazdığım bütün terslikler. Ben ulaştım, aşk ulaştı en başından başladık yaşamaya.</p>
<p>Eldemidir acaba yeniden aşkın doğmamasını sağlamak, başa sararak yeniden kurguladığım gönül filminde yeniden yapılandırdığım yaşam kalelerinin yerle bir olmasını engellemeye yetecekmi çabalayışlarım.</p>
<p>İşte koskoca bir soru işareti beynimin göbek taşında. Yaşananları sildiğim karalama defterinin tertemiz sayfasına aynı cümlelerimi yazacağım yeniden. Yeniden başladığım hayat kavramında daha tecrübeliyim derken yine çelme takan bir Leyla olacakmı ayaklarıma…</p>
<p>Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak derken düşermiyim korkusu Yusuf misali kuyulara, mecnuni ifadelerle bir bedevi timsali düşermiyim çöllere… En azından akıllandığım kesin, boyumdan büyük kelimeleri çıkardım kelamımdan, aşk ta neymiş ya da yanılmam asla demiyor, diyemiyorum…</p>
<p>Aşk sözcüğü daha bi somutlaştı beynimin mantık iradesinde, yaşıyorum o halde aşk gerçek ve kimbilir düşerim belki ansızın bir Leyla’nın tutanaksız göz çemberine…</p>
<p>Ne garip hallerdeyim aslında değil mi?<br />
Doğmasına engel olmaya çalıştığım aşk logaritmasını aklımla gönlüm arasındaki tezat ilişkide nükleer bombardıman oluyor aşkın çilekeş öyküsünde.</p>
<p>Tartışmasız an itibariyle döndüm ben aslında en başa. Kendim yazdım, kendim oynadım ve en sonunda başa sardım oynadığım gönül sinemasındaki hengameli kareleri. Bundan sonra oynayacağım oyunlarda başa dönmek istemiyorum. Üç dakikalık bir kısa filmi geriye sarmak üç yıl alıyor ömrümden bu arada zamanda gidiyor kendi bildiğince…</p>
<p>Geriye kalan birtek selam vermek kaldı yeni başladığım hayata nasılsa devamı gelir mantığıyla aslında akla ve mentığa tamamen zıt kavramların başlangıcından yeniden başlıyorum kalan zamanımın bir noktasından…</p>
<p>Esselam yeni yaşantım…<br />
Esselam yeni aşkım…<br />
Esselam yeni doğmuş umutlarım… Esselam…<br />
Nasılsın?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektupsonhasip-cifci/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tersinden Mektup II-Hasip Çifçi</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektup-ii-hasip-cifci/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektup-ii-hasip-cifci/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2008 15:16:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=164</guid>
		<description><![CDATA[Sen bu mektubu hiç okumasan da olurdu…
Ya da izle ve gör nasıl tersine çevirdiğimi dünyamı. Senden bana arta kalan hasret değilmiydi yoksa ölüm değilmiydi hasretten bile hoş gelen…
Benim sana gümüş bir kafeste sunduğum aşk değilmiydi, nasıl bu kadar değiştik dersin, biz mi değiştik aşkımızın vadesi mi doldu. Aşk bizim değersiz tenlerimiz kadar mı ölümlüydü, yoksa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sen bu mektubu hiç okumasan da olurdu…</p>
<p>Ya da izle ve gör nasıl tersine çevirdiğimi dünyamı. Senden bana arta kalan hasret değilmiydi yoksa ölüm değilmiydi hasretten bile hoş gelen…</p>
<p>Benim sana gümüş bir kafeste sunduğum aşk değilmiydi, nasıl bu kadar değiştik dersin, biz mi değiştik aşkımızın vadesi mi doldu. Aşk bizim değersiz tenlerimiz kadar mı ölümlüydü, yoksa biz öldükte aşkın sayesinde bunca yaşananlar…</p>
<p>Sessiz bir ilkbaharın kuş cıvıltılarını dinlemek kadar güzeldi yaşamak oysa gelmeyeceğini bilerek beklemek ufak bir umutta olsa o umuda sarılıp uyuyabilmek… Seslerimiz buluştuğunda bile bir volkan kopardı yüreklerimizde ama şimdi bir yüreğim varmı onu bile bilmiyorum…</p>
<p>Ben ıssız çöllerin mecnuni aşığı, sen erişilmezim Leyla’mdın gelmesen de seni bekleyebilmek, bir açın bir lokma ekmeğe sarıldığı gibi umuda sarılabilmek bile güzeldi.</p>
<p>Şimdi ben zamanı tersinden yaşayan bir divane, sen zaman mezarlığına gömdüğüm ilk sevdasın. </p>
<p>Biçare olduğum kadar nasevda artık yüreğim, beni bana unutturan yüreğim…</p>
<p>İyisin zamansız sevgilim iyisin…</p>
<p>Vesselam…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektup-ii-hasip-cifci/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tersinden Mektup-I- Hasip Çifçi</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektup-hasip-cifci/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektup-hasip-cifci/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2008 15:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=163</guid>
		<description><![CDATA[Selam ve dua ile son veriyorum sözlerime&#8230;
Artık susuyorum senli sensiz her günüme kalemim mah sunileşti onca zamandır gönlüm firari kim bilir hangi zamanda ya geleceği yazdı ya da geçmişte kaldı sonsuzluk mekânında…
Sevdalar son buldu gönlümün volkanında yandı söndü belki de öldü, kesin olan bir şey varsa zamanımı parçalara böldü. Ölümün rengini beyazlara boyadı yaşantı yelkenlerim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Selam ve dua ile son veriyorum sözlerime&#8230;</p>
<p>Artık susuyorum senli sensiz her günüme kalemim mah sunileşti onca zamandır gönlüm firari kim bilir hangi zamanda ya geleceği yazdı ya da geçmişte kaldı sonsuzluk mekânında…</p>
<p>Sevdalar son buldu gönlümün volkanında yandı söndü belki de öldü, kesin olan bir şey varsa zamanımı parçalara böldü. Ölümün rengini beyazlara boyadı yaşantı yelkenlerim siyahı buldu.</p>
<p>Bir uçurumun kenarıydı, ölüm gözlerimden düştü, düşlerim hayallerime düştü. Tek kaldım yalnızlığa bile inat. Yalnızlık ağladı hasretimden herkesi buldu da beni göremedi saflarında. </p>
<p>Bir başlangıcın sonlarına doğruydu her şey kötüleşmişti sonra başa döndü dünya. Son buldu tüm efsunu aşkımın. Yazdığım onca söze rağmen di yaşantımdaki sorgular. Ya ölüme rağmendi yaşananlar ya da yaşamaya rağmendi.</p>
<p>Sonucunda bir ölüm başlangıcında bir ölüm.</p>
<p>Madem yaşıyoruz hayatı tersine o halde yaşansın aşkım tersine. Ayrılıktan sonra her gün bir buluşma ve her gün ilk defa tanışıyormuşçasına heyecanla çarpsın kalbim. </p>
<p>Ve dursun aşkımın zirveye ulaştığı anda zamanım. </p>
<p>Umarım onca zorluğa rağmen yaşamaya devam eder bütün terslikler…</p>
<p>Nasılsın dünya?<br />
Es-Selam’ı aleyküm…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/tersinden-mektup-hasip-cifci/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Mektup-Nakkaş</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/mektu-nakkas/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/mektu-nakkas/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Aug 2008 15:10:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=162</guid>
		<description><![CDATA[Sur/duvar
Aradaki dağa rağmen ikiside şehre yar&#8230; 
Sen&#8230;
Ve belkide ben.
Sustu kalbimiz.
Susuşlarımız,yani biz.
Serseri bir rüyada asılı kaldı
Gözlerinde yosun tutan aşkı bırak.
Yeter ki&#8230;
Ezel ve ebed çekme üstümden acını 
Aşk yada rüzgar
Bütün kelimelerin ortak anlamı
Belkide yine biz/Yusuf&#8217;u tanıyan,dipsiz kuyuların hükümdarı
&#8230;.
Leyla&#8217;nın günahını alır üstüne,kalemimden düşen kor
Esmer gecenin koynunda,hüzünleri yağmalarım gözlerden.
İnan&#8230;
Kimse hak etmedi benim kadar,
Bileylenmiş satırlardan dökülen kahırları 
İsyanım boşa değil/&#8230;de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sur/duvar<br />
Aradaki dağa rağmen ikiside şehre yar&#8230; </p>
<p>Sen&#8230;<br />
Ve belkide ben.<br />
Sustu kalbimiz.<br />
Susuşlarımız,yani biz.<br />
Serseri bir rüyada asılı kaldı<br />
Gözlerinde yosun tutan aşkı bırak.<br />
Yeter ki&#8230;<br />
Ezel ve ebed çekme üstümden acını </p>
<p>Aşk yada rüzgar<br />
Bütün kelimelerin ortak anlamı<br />
Belkide yine biz/Yusuf&#8217;u tanıyan,dipsiz kuyuların hükümdarı<br />
&#8230;.<br />
Leyla&#8217;nın günahını alır üstüne,kalemimden düşen kor<br />
Esmer gecenin koynunda,hüzünleri yağmalarım gözlerden.<br />
İnan&#8230;<br />
Kimse hak etmedi benim kadar,<br />
Bileylenmiş satırlardan dökülen kahırları </p>
<p>İsyanım boşa değil/&#8230;de bana<br />
Kim bakar üstümüzde yamalı duran aşka?<br />
Kim diker Nil&#8217;e Asiye&#8217;nin yüzünü?<br />
Elleri kanamadan,<br />
Tufan artığı bir çift üveyiği kim tutar? </p>
<p>İşte bu yüzden,<br />
Yalın ayak koştuk ebrehe&#8217;nin peşinden<br />
İşte bu yüzden,ebabil&#8217;e denk gelen yüreğimiz<br />
Mürekkeptendi kıyısında durduğumuz deniz<br />
&#8230;.<br />
Kapatınca gözlerini kelebekler<br />
Günaha bulandı dünya<br />
Kirlenmiş ruhuyla,bütün Mecnun&#8217;ları aldattı Leyla<br />
Dudağındaki gülüşü,kimbilir hangi düşten peydahladı<br />
Destan olursa eğer,<br />
Erir sandı bütün korkuları,telaşları<br />
Sabah olmadan efsuna boyadı kaldırımları<br />
Gecenin karanlığına sığındı,aşktan yoksun şarkılar<br />
&#8230;.<br />
Bu şiirde yok demiştim,<br />
Ölümün tutkulu sesi.<br />
Ama işte/tam burda<br />
En anlamsız durakta,masalları unutup<br />
Dibine kadar yenilmiş tırnaklarımı,<br />
Vaktinden önce ak düşmüş saçlarımı toprağa salmalıyım. </p>
<p>Büyüdüm&#8230;<br />
Susmalıyım. </p>
<p>Ama yinede bir uçurtma yap sen,benim için.<br />
Bilyelerini birktir kadife kesesinde.<br />
Belki birgün/birgün belki&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/mektu-nakkas/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hüsn-ü Aşk / Hüsniye’ye olan aşkım-abdülkadir akdemir</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/husn-u-ask-husniye%e2%80%99ye-olan-askim-abdulkadir-akdemir/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/husn-u-ask-husniye%e2%80%99ye-olan-askim-abdulkadir-akdemir/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 09:28:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=161</guid>
		<description><![CDATA[Hüsn-ü Aşk / Hüsniye’ye olan aşkım 
Şimdi daha iyi anlıyorum
Çarkın dönmesini sağlamak içinmiş bu feleksiz işler
Elmanın bolluğundan geçilmeyen masallar
Hep bu yüzden varmış
Üç elma düşmüş ya gökyüzünden
Biri onlara, öbürü onlara, diğeri de onlara
Pay etmek racona ters
Hem elma kabuklu olur mu?
Kamusal oyuna içini göstermeyen
Kabuklu elma ile katılamazsınız
Açıyorum,açıyorum, açççt…
Bir de yiyorsunuz yani
Pes ki ne pes
Yıllanmışsınız gülüm siz
İltifat değil [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hüsn-ü Aşk / Hüsniye’ye olan aşkım </p>
<p>Şimdi daha iyi anlıyorum<br />
Çarkın dönmesini sağlamak içinmiş bu feleksiz işler<br />
Elmanın bolluğundan geçilmeyen masallar<br />
Hep bu yüzden varmış<br />
Üç elma düşmüş ya gökyüzünden<br />
Biri onlara, öbürü onlara, diğeri de onlara<br />
Pay etmek racona ters<br />
Hem elma kabuklu olur mu?<br />
Kamusal oyuna içini göstermeyen<br />
Kabuklu elma ile katılamazsınız<br />
Açıyorum,açıyorum, açççt…<br />
Bir de yiyorsunuz yani<br />
Pes ki ne pes<br />
Yıllanmışsınız gülüm siz<br />
İltifat değil sırıtmayın hemen<br />
Siz şarap değilsiniz, yıllandıkça küfleniyorsunuz<br />
Hem bu şarap denen meretten çok iyi anlarım<br />
İliklerime işlemiş benim<br />
İşte bir tek tadını bilmiyorum<br />
Ama canım o kadar kusur kadı kızında da bulunur dimi ya</p>
<p>Ve içimde bir Ankara Sokağı kâbusu<br />
Dörtyüz küsür (ı)spartalı ile olaya el koyuyorum </p>
<p>Yüz küsür koyun saydıktan sonra uykum geliyor<br />
Gökten üç elma düşüyor yanıma<br />
Demokrasiyi kurtaran ordu benim elmalara da göz dikiyor<br />
Ödüm patlıyor sıçrıyor duvara<br />
Varsın olsun demokrasi geliyor ya odama ne gam</p>
<p>Sonradan öğreniyorum,<br />
İki elmanın gözlerini bağlayıp soymuşlar ve fotoğraflarını çekmişler<br />
Diğer bahtsız ise hayli kırmızı olduğundan<br />
Elma ağacında sallandırıp dişe dizmişler</p>
<p>Uyanıyoruz oyun vakti yani ayakta uyku dedikleri<br />
Ve bir haksızlık salıncaktan itleniyor ve düşürülüyorum<br />
Ama neden bu ayağa kalkarken düşmeler<br />
Biraz daha düşürülürsem çatışma çıkarırım<br />
Bilmiyoruz ama neden kavga pişirip nefret kusuyoruz<br />
Aman neyimize memleketi biz mi kurtaracağız sanki<br />
Ver sam amca ordan bol elmalı bir masal</p>
<p>Başınıza dikkat edin elmalar geliyor<br />
Sen Hüsnü açma ağzını öyle gergedan gibi<br />
Yüksekten f-16 larla bırakılıyor bunlar<br />
Buzhane, vaşington bunlar gel abla gel<br />
Vaşington bir iki, bir iki<br />
Oğlum çek ordan bir film senaryosu bol patlamalı olsun<br />
Ablam yolcuymuş çabuk leyn<br />
dan dan dan</p>
<p>Bir çözüm, cidden:<br />
Hadi orta parmak ile şahadet parmağınızı<br />
(şey pardon çok üzgün ve müteessirim)<br />
İşaret parmağınızı diyecektim. Malum ‘ş’ ler benziyor<br />
Hıh evet onları küs yapın<br />
Şimdi ayırın bakalım<br />
İşte budur, barıştık değil mi. Mutlu yıllar bize</p>
<p>-Zerzavat abi<br />
-Söyle<br />
-Hakkı’yla Veli barış-tılar<br />
-Hadi ya şimdi savaş-mılar?</p>
<p>Hayda Küt elde var 3,5 ‘tan 4</p>
<p>Yer ve kişiler<br />
Tamamen kendi mahalle yaşantımdan ve günlük olaylardan alıntılamış bulunduğum bu denemeyi bakkal amcamız Zerzevat abi ile çakkal amcamız Ökkeş’e armağan etmek istiyorum. Anlayışla karşılayacağınızı düşünüyorum…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/husn-u-ask-husniye%e2%80%99ye-olan-askim-abdulkadir-akdemir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>geçişme/me/ler-banu özbek</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/gecismemeler-banu-ozbek/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/gecismemeler-banu-ozbek/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 Aug 2008 09:25:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[babam&#8217;a&#8230;
(bir)
boşalsın &#8216;ar&#8217;ıma neonların kiri
vardır elbet murdar ayakların basmadık bir yeri
vardır mutlak her dilde beni karşılayan bâkir türküler
ki;en yakın en uzakken bazan
bazan akranımız olsa da heyecan
kendini yoğunlaştırıpta dert dinleyemeyen
dahi tükenir tüketmekten
ne çok denedim sübyan mecazlar
kırılırdı da zihnimin cemekanları /şeffaf/
cam suretlerden fosseptiklere dökülürken keder
apansız ufalan ırgat kefenleri sürtünerek lavlara
beti benzi atardı da kentin
sanırsın veremli,nahoştur nefesi
imtizamsız evlerin o [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>babam&#8217;a&#8230;</p>
<p><strong>(bir)</strong></p>
<p>boşalsın &#8216;ar&#8217;ıma neonların kiri<br />
vardır elbet murdar ayakların basmadık bir yeri<br />
vardır mutlak her dilde beni karşılayan bâkir türküler<br />
ki;en yakın en uzakken bazan<br />
bazan akranımız olsa da heyecan<br />
kendini yoğunlaştırıpta dert dinleyemeyen<br />
dahi tükenir tüketmekten</p>
<p>ne çok denedim sübyan mecazlar<br />
kırılırdı da zihnimin cemekanları /şeffaf/<br />
cam suretlerden fosseptiklere dökülürken keder<br />
apansız ufalan ırgat kefenleri sürtünerek lavlara<br />
beti benzi atardı da kentin<br />
sanırsın veremli,nahoştur nefesi<br />
imtizamsız evlerin o çok sesli ışıkları<br />
niceydi&#8230;niceydi gizli bir merakın fısıldanışı&#8230;</p>
<p><strong>(iki)</strong></p>
<p>kendi tabutuna çakılı paslı bir çivi babamın gözleri<br />
yüzünde kendine sakladığı hep o kırılış sesi<br />
uçurduğu kuşların gölgesi vurmuyor ama şakağına<br />
ve elbette bilinmiyor sağırlığın getirisi<br />
ne kaldı ki elinde sanki vakardan başka<br />
kodurmadı eşiğine kodurmadı sürtünen ayak<br />
sordurmadı &#8216;ne diye bu etten duvar&#8217;<br />
talana açık değildi yalnızllık<br />
ki;ufalanıp dağıtılsın ulûfe</p>
<p>ıslak kafayla düştü yollara<br />
melâl denizlere uğrayıp çölleşen dudaklarıyla<br />
daldırdı kırbasını<br />
ama yatıştırmadı asabi rüzgârlar hararetini<br />
diken gibiydi tekâmül<br />
diken gibiydi diken<br />
ne ki serpildikçe battı.</p>
<p>müdahanesiz bir müdafaa bu,yok hasılası<br />
encamı:illete düşüş /patırtısız/<br />
kırmızı ağız,porselen diş,sağlıklı yüz<br />
öğrendim;yaşıyor olmanın ne nankör kanıtı&#8230;</p>
<p><strong>(üç)</strong></p>
<p>nicedir tanışık bir kabuk dizkapağımda<br />
biz onunla hep dipdibe,dizdize<br />
geçmez yaramdır övüncümü artırır<br />
çocukluğa dairdir büyüdüğümü hatırlatır</p>
<p>annemin sabahlığından güneşin damladığı vakit<br />
ki;aylardan temmuz<br />
ben oğuşturup gözlerimi ataletle<br />
avazıma yurtlanan kelimeleri kurcalıyordum<br />
şimdi dönüpte hep&#8230;hep&#8230;hep<br />
baktığımda geriye geriye<br />
o grili çocuğun yankıları düşer peşime<br />
uzaklara fırlatılmış ömrün hesabı sorulurmu acep<br />
mezarında ergen olan birine?</p>
<p>beynimi emiyor oysa artık dalgalar<br />
körpe sularda yoruldum<br />
üfürülmüş dua olaydım da keşke,öylece kalsaydım<br />
yüzüme ağarken bir çocuk</p>
<p>nere varsam silinmez yafta<br />
kara kapkara bir lehçe<br />
üzerime çullanan yabancılık duygusu<br />
şekilsiz bir dişilim,kapanıp içime kanayorum toprağıma<br />
ne ki;artık inanasım da gelmiyor<br />
cinnet nöbetlerindeki bencil haklılığa.</p>
<p><strong>(dört)</strong></p>
<p>ne kuşlar ne kelebekler,uçanları sevemedim<br />
ellerin ceplerindeyken bile dengeli yürümek<br />
asıl hüner bu olsa derdim<br />
lâkin bir boynu büküklüktür işte,yine de bende<br />
ardında kalakaldığım herşeye</p>
<p>kavilleşmiş iki sözüz biz kuru bir yaprakla<br />
yaprak dediysem küçümsenmeye:<br />
gönle bahar muştusudur<br />
o düşmemeye yeminli<br />
ben ise düştüğümde kalkmaya&#8230;</p>
<p>herkes bilir yadsınmaz yüklü kadının gücü<br />
bilir anne çocuğunun bir sonraki adımını<br />
bilir de önce atlar uçuruma<br />
işte öyle incecik seziş,hünerli<br />
böyle kırılganlaştıran dizlerimizi&#8230;</p>
<p>vâkî değildir bilirim<br />
kumdan dizelerin dize getirdiği pusatları<br />
bu yüzden diyorum,çünkü diyorum,hep çünkü hep<br />
dipnotsuz yapamam ben<br />
fersiz ellerimde onca yük<br />
sanılmasın merakım geçer açınca bir gül<br />
beni besleyen meraktır,bahanedir o gül..</p>
<p>ve<br />
çatıyı döven sinsi yalnızlık<br />
gide gide varılan menzil<br />
ilk orucun iftarı<br />
eteğimdeki beyaz gelincik<br />
sütten ilk kesiliş<br />
ilk günahın korkulu sancısı<br />
bütün bunları ansımak<br />
akla gelirmiydi ki?<br />
herkes gibi herkesle<br />
herkesleşmeden ama<br />
yaşamak gümrah<br />
başladığı yerde biten aydınlık<br />
ne tuhaf&#8230;ne tuhaf&#8230;<br />
sanırsın ellerin hiç büyümeyecek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/gecismemeler-banu-ozbek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>isimsiz-bilal can</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/isimsiz-bilal-can/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/isimsiz-bilal-can/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 17:35:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=159</guid>
		<description><![CDATA[sanki düşse gök yere ellerimi avuçlayacak toprak
bana bir avuç tuz lazım kırılmış kemiğime kalp
çarptır ruhunu sesime özledim gümrah
konuştuğum şarkı/sı/n baharı söylerken kuşlar
uçuşurken kör leğen şarkılarda.
hadi ya da sen kısaca bir şiir de, yazım yanlışların olayım-ki;
görmedim uzun cümlelerime dokunaklı bir gözyaşı
hadi, sahibini arayan bir karayım, sakallarım isti-hare
kinaye bulaşsın -şiirlerinim ki acı besteledim sesime-
toprak kavruk, gök bulanık, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>sanki düşse gök yere ellerimi avuçlayacak toprak<br />
bana bir avuç tuz lazım kırılmış kemiğime kalp<br />
çarptır ruhunu sesime özledim gümrah<br />
konuştuğum şarkı/sı/n baharı söylerken kuşlar<br />
uçuşurken kör leğen şarkılarda.</p>
<p>hadi ya da sen kısaca bir şiir de, yazım yanlışların olayım-ki;<br />
görmedim uzun cümlelerime dokunaklı bir gözyaşı<br />
hadi, sahibini arayan bir karayım, sakallarım isti-hare<br />
kinaye bulaşsın -şiirlerinim ki acı besteledim sesime-</p>
<p>toprak kavruk, gök bulanık, sesime ses düşse<br />
inanırdım elediğim kahrı caniydim hâlbuki<br />
karanlık düşün/ce şehre ellerim yaralıyken<br />
çiçek talanlarından kurtarılmış şarkılar yedi dilim<br />
dilime düş/tü saçların sandım doğunun dağları<br />
dilime mevzilenmiş beladır.</p>
<p>t.</p>
<p>ruhumun solunumuna bir çakmak, ver ki mum olayım pervane<br />
ey harından nefes gördüğüm kâr, sana koştum, yılların krizinde<br />
bir ertesi bulaştı kanımın şehvetine, anladım ki suiistimalim<br />
koşarken ıslak yollarına, değmemiş gözlerine delinmişim.</p>
<p>bir büyü kaçtım, sökük dikti ellerim karanlık<br />
limelenirken sayfa araları, gülkurusu ezber<br />
bozdu düzenimi ihtilal.</p>
<p>sana bu yüzden demeyeceğim<br />
bu süreçte belirt rengini.</p>
<p>isimler sözlüğünde isimler<br />
karanlığa çıkar sanrı kalır düşler.</p>
<p>yeşile söz<br />
söze hasret kalır.</p>
<p>tt.</p>
<p>demler kekre tadında sigara<br />
acı tadın feryadına tuz indir dilime.</p>
<p>incir ve zeytin.<br />
dilim ikrar sevinç sesinde<br />
yemin&#8230;<br />
yemin olsun aşka.</p>
<p>ttt.</p>
<p>dinle kalbimin ağrısı yakamoz<br />
sus kalır.</p>
<p>bilal can</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/isimsiz-bilal-can/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>BİR BİLET ALMANIN ZORLUĞU-Muhammet Çelik</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/bir-bilet-almanin-zorlugu-muhammet-celik/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/bir-bilet-almanin-zorlugu-muhammet-celik/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 17:34:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=158</guid>
		<description><![CDATA[Ayrılıkların ve kavuşmaların
Garip duyguların olduğu yerde
Yani Otogar’da Esenler’de
Herkes arabesk sevdalar yaşıyor
Herkes bir farkındalık peşinde 
Ben bir umudu bekler gibi
Saatler boyu serseri
Bir bilet bile alamadım
Gurbet âşığı benim adım
Kıyamadım yalnızlığıma
İstanbul’uma kıyamadım 
Sokaklarına daldıktan sonra
Her şeyimi kaybettim, olsun
Ve bir iskelet gibi kalsam dahi
İnemem kucağından İstanbul’un
Beni koynuna alması yeter.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ayrılıkların ve kavuşmaların<br />
Garip duyguların olduğu yerde<br />
Yani Otogar’da Esenler’de<br />
Herkes arabesk sevdalar yaşıyor<br />
Herkes bir farkındalık peşinde </p>
<p>Ben bir umudu bekler gibi<br />
Saatler boyu serseri<br />
Bir bilet bile alamadım<br />
Gurbet âşığı benim adım<br />
Kıyamadım yalnızlığıma<br />
İstanbul’uma kıyamadım </p>
<p>Sokaklarına daldıktan sonra<br />
Her şeyimi kaybettim, olsun<br />
Ve bir iskelet gibi kalsam dahi<br />
İnemem kucağından İstanbul’un<br />
Beni koynuna alması yeter.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/bir-bilet-almanin-zorlugu-muhammet-celik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>TEKRAR ET BENİ-Leyla Marankoz</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/tekrar-et-beni-leyla-marankoz/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/tekrar-et-beni-leyla-marankoz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 Aug 2008 17:32:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[kamburu çıkmış çirkin bir şair
hayatın önsözünü yağmalar ancak
çılgın tarihlere mütercim olan
yabanıl dillerin sakladığıdır 
aşk der
yankı der
yan ki ölesin yasin aşkına 
yasin aşkına yankı ol bana
tekrar et beni 
leyla marankoz
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>kamburu çıkmış çirkin bir şair<br />
hayatın önsözünü yağmalar ancak<br />
çılgın tarihlere mütercim olan<br />
yabanıl dillerin sakladığıdır </p>
<p>aşk der<br />
yankı der<br />
yan ki ölesin yasin aşkına </p>
<p>yasin aşkına yankı ol bana<br />
tekrar et beni </p>
<p>leyla marankoz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/tekrar-et-beni-leyla-marankoz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ey Mezarda Dirildiğim! - Fatma Zehra Merinos</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/ey-mezarda-dirildigim-fatma-zehra-merinos/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/ey-mezarda-dirildigim-fatma-zehra-merinos/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 21:11:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=156</guid>
		<description><![CDATA[Yerleştirdim göçebe yalnızlığımı kutusuna kibritin.
Yıldızlara gün doğmuştu geceden. Karartılı kız ağlıyordu kaldırım başında. Başındaki beşâret güzeli pürsevdâ. Yarı uyanıktı kundaksız büyüyen bebek. Göğün taranmalıydı dolaşık saçı. Babayürek gerekti umudu örmek için. İçin içindi bu yüzden tellere takılan mevsim. Değişmez kuralların değişken çağında, bir cehâlet bırakmıyordu kimseciğe yerini. Kelebek renginde bir düş akıyordu hülyâya. Ekleniyordu bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yerleştirdim göçebe yalnızlığımı kutusuna kibritin.</p>
<p>Yıldızlara gün doğmuştu geceden. Karartılı kız ağlıyordu kaldırım başında. Başındaki beşâret güzeli pürsevdâ. Yarı uyanıktı kundaksız büyüyen bebek. Göğün taranmalıydı dolaşık saçı. Babayürek gerekti umudu örmek için. İçin içindi bu yüzden tellere takılan mevsim. Değişmez kuralların değişken çağında, bir cehâlet bırakmıyordu kimseciğe yerini. Kelebek renginde bir düş akıyordu hülyâya. Ekleniyordu bir kez daha kara toprağa bir isim. Adını ezberimde mahşer ettim, mezarda dirildiğimdin. Ürktü yaban âlem asmamıza. Asılmak bir yıldıza, ki tutuyordur ipini, düşmemek için arsızlığa/arza&#8230;</p>
<p>Serin söğüt ateşi, yanışıma alevlenme! Şu bayırı aşınca, semenderin zikri makam geçecek. Mevkisi olmadı hiçbir yanışın. Elleri cebinde olan hâralar yitiği, mevzilenmesin esmer güneşe. Bakamazsın, karışıktır mecmuası aşkın. Telli defterlerden kopardığın yüzünü, dikme teğelsiz astarlara. İstediğin kumaşsa, hasına gel matbuanın. Torpili kalem kırar kalp ayasında. Mecliste söz, sükûttur! Celseleri üst üste kapatıyorum. Selüs bir yazıdan hatt-ı aşk-ı bergüzâr. Haddi aşan bir yara&#8230; Sınırları zorladığından varmışsa kıyıya, &#8220;sınırını bil&#8221; diyedir. Bilyedir yuvarlanan yollarına masmavi. Haddim, yarayla bildirilendir!</p>
<p>Şol âgâh cenahtan oluşan masal; uyutma gecemi.<br />Giye giye koyulaşan pembe, hangi yaşa girse kara çıkıyor.<br />Denizler bitiyor diye üzülmesin hiç kimse.<br />Bir haber aldım: &#8220;Gördüm ki, parmaklarından çeşme gibi su akıyor!&#8221;</p>
<p>Elveda ey dürüst yanımda saklanan yalan&#8230; Seni âzad etti aşk. İnanmazsan, bu nice köleliktir, anlayamazsın! Anlamazsan, bir ân&#8217;ı yaşamaktan uzaksın. Ölümlerden dirilik beğen kendine, ey saklanan yılan! Hasretini hatırla mağara oyuğunda. Oyun bu dünya, hâcetinin soluğunda kodlanmış verâ. Kapatılan balkonlara konar mı güvercin? Anahtarı kaybolmuş kilit açar mı lâl heceyi? Koşu bandından oyulur mu sarsılan ümit? Sus ve düşün bilmeceyi. Kendinden kendini çıkaracaksın, güç için bir fırın aşkla mayalanmak gerek.</p>
<p>Soldan sağa düş yola. Kalp vâdisinde derin bir kuyu, kova ol gir sulara. Gözyaşın, cehennem itfaiyesi. Ellerin, on tane ip, bir halat gibi. Çek kendini gök tarlasına. Sarsıntılı ve titremeli bir susuşla anla ki, dersin ezel ‘evet’idir! Sevgili’ye verilen söz de sevgilidir. Çağırdığında, topraklarından sıyrılıp gelir ağaç. Meczup dağlardır selâm veren rahmetin kucağına. Bir yaprağın anlatacağı daldan uzundur. Bir harf saklar insanı onun mağarasına. Ne ki, tüm bulutlar toplansa örtemez açığımızı…</p>
<p>Âhir delilik vakti kırk öğün! Akledilen zamana söylenme boşuna. Karyesinden çıkan geri getirilemiyor. Sürmelediğin o sevdâ, yakıyor kibritten evini. Bir yerleşim başlıyor göçebe yalnızlığına. Oyuna alınmıyor ocağı yanmışın. Kara-bere aklanıyor akıl. Susuyor küçücük ağız, büyükçe ormanlara. Belenmiş şarkılara vuruyor başı. Sevdiğinin adı kök saldı sonsuzluğa, sonsuzluğa kök bıraktı adından. Her harf onunla alırken nefesini, kelime için lügât karıştırmak yeter mi? Yitiği, devlet koydu temeline. Varsın cihan, ziyan desin…</p>
<p>Ey mezarda dirildiğim!<br />Adını ezberimde mahşer ettim.</p>
<p>Fâtıma Zehrâ Merinos</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/ey-mezarda-dirildigim-fatma-zehra-merinos/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sorusu Gerekmeyen Birkaç Cevap - Yolcusun Yolcu kal</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/sorusu-gerekmeyen-birkac-cevap-yolcusun-yolcu-kal/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/sorusu-gerekmeyen-birkac-cevap-yolcusun-yolcu-kal/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 20:52:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=154</guid>
		<description><![CDATA[Sorusu Gerekmeyen Birkaç Cevap
Neden hep hüzün var mısralarda? Yerden göğe, ergenlikten bitmişliğe kadar, hüzün yüzlerde fotoğraf karelerinde… Hem sevilen, gitmesi de istenmeyen. Kalemin ucundan damlayan ya da damlamayan harflerde… Renk hep aynı: hüzün&#8230; Kâğıt: ağaçların döktüğü güzün… Günler sanki hep eylül. Doğunun çocuklarıyız, ondan mı, ellerimiz: Rengine boyanır toprağın. Hüznü bozmadan yaşayan tek biziz.
Şehirlileştik modernleştik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sorusu Gerekmeyen Birkaç Cevap</strong></p>
<p>Neden hep hüzün var mısralarda? Yerden göğe, ergenlikten bitmişliğe kadar, hüzün yüzlerde fotoğraf karelerinde… Hem sevilen, gitmesi de istenmeyen. Kalemin ucundan damlayan ya da damlamayan harflerde… Renk hep aynı: hüzün&#8230; Kâğıt: ağaçların döktüğü güzün… Günler sanki hep eylül. Doğunun çocuklarıyız, ondan mı, ellerimiz: Rengine boyanır toprağın. Hüznü bozmadan yaşayan tek biziz.</p>
<p>Şehirlileştik modernleştik makine ve metal her neyse cansız yığınlarla iç içe, canlı türlerinden gittikçe uzaklaşıp, Tanrısızlaşıp, unutup Tanrıyı yani, tokluktan sevgisizlikten taş kesilip kalplerimiz, korna siren sesleriyle, kanser ve cinsiyetsizliklerle<br />adımız insan kalıp kendimiz bir mutanda dönüşsek de<br />neden “edebiyat” hep çocuktan yana, rüzgârdan yana<br />neden edebiyatın şiirin denemenin konusu hâlâ yağmur<br />hep aşk ve bir çocuğun elleri ve gözyaşı<br />hep ayrılıklar / anne ve ölüm(semek)<br />severiz ölümüne, bir aralık bulup<br />yaşama saçmasından<br />belki de bir gökdelen inşaatının vincinde<br />(bilmem kaç metre yükseklikte)<br />irtibata geçeriz<br />namazla ikindi olarak</p>
<p>Ben atları severdim eskiden, at binmeyi değil atları… Ben şimdi otobüsleri trenleri daha hızlı seviyorum. Oldukça çabuk uzaklaştırıyor beni buradan oraya, bu araçlar. Atları yine seviyorum, ancak teorik olarak.</p>
<p>Şâirdir yazardır delidir velidir; bunlar hep aynı benzerliktedir. Biraz kaçmayı kurtulmayı sevmeli (türlü araçlarla), biraz insana sokulmalı son yüreklilikle, sonuna kadar sevgiyle. Şâirdir yazardır..biraz teorilerde gezinmeli, yani yaşarmış gibi yapıp ölmüş olmalıdır. Sevgilinin gözlerine bakarken aklı uzaklarda, dağınık, sebepsiz, işte başarı… Aynı terslikle, derli toplu olmalı eli kalem tutan kişi. Birinci cümleyi ikincinin üzerinden akıtabilmeli. Düzenli bir hayatı olan güzel yazar benim inancım. Bir eşi biraz çocukları olmalı, geçinip gitmeli mesela…</p>
<p>Biz biraz özgür dolaşmalıyız yeryüzünde, kimseye hesap vermeden, Allah’tan başka. Amerika sevilmez ama gezilir, böyle mi, kim bilir? Atlardır özgürlüğe kaçarlar, nasıl gem vurulur ağızlarına, otobüslerin en hızlısı şarampollere giden, çünkü bir anda öbür dünya…</p>
<p>Çağın kalem adamı kurallara uyma(ma)lı (mı?) Hiçbir noktanın sınırlayamadığı cümlelerin çağındayız. Biraz evvelki “olmalı-olmamalı” önermelerine gülüp geçmek.</p>
<p>Kalemi kâğıdın üzerine bırakırsın, cam açık, rüzgâr vardır. Ancak gerçek şu ki, kalemi bile uçuran bir rüzgâr vardır.</p>
<p>Karnı tok olan: Biraz da şiirbozan. Harfleri bırakıp harplere koşmaktır “yazısızlaşmak.” Bencillik yürekte lekedir.<br />Bu tramvay beni beklemeli, işime gitmeliyim.<br />Ya da bu tramvay hemen kalkmalı, işime geç kalıyorum.<br />Böyledir işte metropollerde yaşamak. (ben merkezli)<br />Yaşamak değil de aslında kent saçmalıklarına kendini kaptırmak.</p>
<p>Şehirde yaşa ama kendini kaptırma<br />Şiirde yaşa ama<br />…<br />…<br />Satranç var oynanır mı dama<br />El-fatiha</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/sorusu-gerekmeyen-birkac-cevap-yolcusun-yolcu-kal/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>1. Vuslat - Seher Ortaöner</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/1-vuslat-seher-ortaoner/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/1-vuslat-seher-ortaoner/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 20:41:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=153</guid>
		<description><![CDATA[



&#160;&#160; Uzun bir sessizlik simetrisi ve İstanbul!Beklenilen &#8216;an&#8217; şimdi&#8230;Hep hayal dediğim tutkularımın birinci halkasına bir nokta koyabilmek adına işte beklenilen zaman(ım)dayım&#8230; 
&#160;&#160;&#160;&#160;Belki,hayır belki değil sevincimle geldim sana.Ayrılık vakti şimdiden yaklaşsa bile her anımı çok iyi değerlendirmeliyim diyorum kendi kendime&#160;&#160;-zaman el verdikçe- &#8230;Çok iyi değerlendirmeliyim,ama nasıl?Çünkü vakit hep ilerliyor ve ayrılık vakti gittikçe yaklaşıyor.Sana kavuşmamın sevincinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 100%; line-height: normal;"></p>
<hr />
<img src="http://www.zeynepinyeri.com/hosgeldiniz/images/2008/04/13/istanbul2.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>&nbsp;&nbsp; </span><span style="font-family: georgia,palatino;"><span style="font-style: italic;"><span style="font-size: 100%; line-height: normal;">Uzun bir sessizlik simetrisi ve İstanbul!Beklenilen &#8216;an&#8217; şimdi&#8230;Hep hayal dediğim tutkularımın birinci halkasına bir nokta koyabilmek adına işte beklenilen zaman(ım)dayım&#8230; </p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Belki,hayır belki değil sevincimle geldim sana.Ayrılık vakti şimdiden yaklaşsa bile her anımı çok iyi değerlendirmeliyim diyorum kendi kendime&nbsp;&nbsp;-zaman el verdikçe- &#8230;Çok iyi değerlendirmeliyim,ama nasıl?Çünkü vakit hep ilerliyor ve ayrılık vakti gittikçe yaklaşıyor.Sana kavuşmamın sevincinde bile buruk içim.Nede olsa 24 saat var önümde ; bütün yükleri bırakabileceğim ! ( ! ) &#8230; </p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İlk durak Esenler.Akabinde kılınan bir akşam namazı.Ve Fatih sokakları.Dar ve yokuşlu / sıcak ve maneviyatlı.Yaprağın bile kıpırdamadığı bir İstanbul akşamı.İşte zaman yine ilerliyor dur durak bilmeden.Zaman yine&#8230; </p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İlk sabah,ilk uyanış,ilk merhaba var gözlerde.Martı sesleriyle güne başlamakta varmış nasipte,denize bakıp dalmakta.Sonra kalabalık şehrin yalnız insanların arasına katılmak işte&#8230; </p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yapılan ziyaretler,çekilen fotoğraflar,yenilen balık ekmek,vapurla karşıya geçiş&#8230;Zahmetli bir yolculukta gelinen şehirden daha içlerdeki hasret boşaltılmadan yine o ağır yükle geri dönmek ne zormuş.Şimdi İstanbulda mıyım derken ayrılık vaktinin gittikçe yaklaştığını düşünmek çok zormuş!&#8230; </p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İlkti benim için,belkide son.Nihavend makamında bir tahta çıkmıştım kendimce.Pejmürde bir hazanlık vardı heybemde belkide.Belkide yarım bir sevda.Ama İstanbuldaydım işte.Şehrayinimdeydim.İç göklerimin melal dizelerindeydim.Çehremin ne zamandır susadığı bereket hanesindeydim.Varmıydı ötesi ?&nbsp;&nbsp;/&nbsp;&nbsp;Yoktu ! </p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Ya sonrası? </p>
<p>&nbsp;&nbsp;Sonrası bir kaç damla gözyaşıyla zor gelen veda&#8230; </p>
<p>&nbsp;&nbsp;( Elveda istanbul!Birgün yetmedi ama,inan bunada şükrettim.Ya seni hiç göremeseydim?) </p>
<p>- İlk vuslatımda ayrılığa dayanamazken ikinci ve zirve vuslatım olan Kutsal topraklardan ayrılığa nasıl dayanacak bu beden? - <br /></span><strong></p>
<p><span style="font-size: 120%; line-height: normal;">Haziran 2008 / İstanbul </p>
<p></span><span style="text-decoration: underline;"><br /><span style="font-size: 120%; line-height: normal;">Seher</span></span></strong></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/1-vuslat-seher-ortaoner/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bitti&#8221;ydi - Tuba Erdem</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/bittiydi-tuba-erdem/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/bittiydi-tuba-erdem/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 20:39:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=152</guid>
		<description><![CDATA[Dilimde sana dair ne varsa, kısa cümlelere mahkûm&#8230; Bitti, diyor içimde naif bi ses. Sonra susuyor tüm duygularım; mahcup&#8230; Sonra serçeler kayboluyor, sonra yeşili kalmıyor bahçelerin, sonra sevdiğim ne varsa&#8230; Kayboluyor her şey &#8220;bitti&#8221;nin zifirinde. Bir sen kalıyorsun, ellerinde mutlu anılar; bulanık&#8230; Gel, diyesim var. Bi anda, her şeyden arık bir sesle, çağırasım var, seni. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: 100%; line-height: normal;">Dilimde sana dair ne varsa, kısa cümlelere mahkûm&#8230;</span></span></span> <br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: 100%; line-height: normal;">Bitti, diyor içimde naif bi ses. Sonra susuyor tüm duygularım; mahcup&#8230; Sonra serçeler kayboluyor, sonra yeşili kalmıyor bahçelerin, sonra sevdiğim ne varsa&#8230; Kayboluyor her şey &#8220;bitti&#8221;nin zifirinde. Bir sen kalıyorsun, ellerinde mutlu anılar; bulanık&#8230; </span></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: 100%; line-height: normal;">Gel, diyesim var. Bi anda, her şeyden arık bir sesle, çağırasım var, seni. Yırtıp tüm olmazları ve umursamadan yüzüme vuran rüzgârları &#8220;gel&#8221; diyesim var. Lakin&#8230; Ne çok kalabalıkları taşırsın omuzunda sevgili&#8230; Ne ağırdır adımların&#8230; </span></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: 100%; line-height: normal;">Üsteleme, diyor içimde bir anne. Kızıyor, ellerimi çekip ıslanmış gözlerimden, &#8220;sus ve yürü!&#8221; diyor. Kalkıyorum. Yerde kalan gözyaşlarımda sessiz çığlıklarım&#8230; Kalkıyorum, diyemediklerimi yutkunup, sessizce&#8230; Adımımın tıkandığı her noktaya bir keder ekiyorum. Cılız, eğreti bir fidan&#8230; Belki gelirsin diye&#8230; Belki hafifler adımların da izim takılır gönlüne&#8230; Sen; bildiğimsen, gelirsin sevgili.</span></span></span> </p>
<p><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: 100%; line-height: normal;">Yıllar geçiyor üzerimden. Yıllardan geçiyorum; yaralarım hâlâ açık. Bir ömrün ziyanında hiçbir hesap düşmüyor zihnime. Belki bu hazan, yapraklar yangına düştüklerinde gelirsin&#8230; </span></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: 100%; line-height: normal;">Üzerimde örümcek ağları&#8230; Ne çok bekledim seni&#8230; Budamaktan vazgeçtiğim kederlerim büyüdü, kapandı yol. Sevgili gönlün de görmüyor mu beni? </span></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"></span></span><br /><span style="font-style: italic;"><span style="font-family: Georgia;"><span style="font-size: 100%; line-height: normal;">Bitti, diyor içimde yaşlı bir ses. Gizli-saklı tüm umutlarım deniz üstünde ölü balık&#8230; Dilimde ne varsa sana dair, cümlesiz, öznesiz&#8230; Gelmedin. Kızmadım sana. Adımların ağırdı sevgili. Hem en başında demişti/m, bu sevda &#8220;bitti&#8221;ydi.</p>
<p>Tuba Erdem</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/bittiydi-tuba-erdem/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Bu Kapıdan - Sabri Ünal</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/iste-bu-kapidan-sabri-unal/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/iste-bu-kapidan-sabri-unal/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 20:26:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[karma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=151</guid>
		<description><![CDATA[Tozlu bir hatıra geride kalan&#8230;


işte bu kapıdan
gelip geçtiğim, yıllarımı verdiğim, geriye boş kağıtları aldığım kapı
bir kapı işte, sadece bir kapı
alnıma kara çalan
dostluklarıyla beni benden alan
en az 3 camını 5 kapısını kırdığım bir kapı&#8230;


yapma be tacettin hoca
sen de mi murat zurnacı
selim abi..
mahmut abi
hayati, bilal, salih aydemir&#8230;
günler, ah günler&#8230;
ölüm ve depremle bizi yaralayan günler&#8230;
fatih abi&#8230;
şimdi bu bina [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-style: italic;">Tozlu bir hatıra geride kalan&#8230;</span></strong></p>
<hr /><img src="http://img267.imageshack.us/img267/2343/s6006996dc8.jpg" alt="Resim"><br />
<hr />
<p>işte bu kapıdan<br />
<br />gelip geçtiğim, yıllarımı verdiğim, geriye boş kağıtları aldığım kapı<br />
<br />bir kapı işte, sadece bir kapı<br />
<br />alnıma kara çalan<br />
<br />dostluklarıyla beni benden alan<br />
<br />en az 3 camını 5 kapısını kırdığım bir kapı&#8230;<br />
<br />
<span id="more-151"></span><br />
<br />yapma be tacettin hoca<br />
<br />sen de mi murat zurnacı<br />
<br />selim abi..<br />
<br />mahmut abi<br />
<br />hayati, bilal, salih aydemir&#8230;</p>
<p>günler, ah günler&#8230;<br />
<br />ölüm ve depremle bizi yaralayan günler&#8230;</p>
<p>fatih abi&#8230;</p>
<p>şimdi bu bina bir kız yurdu, kız kuran kursu olmuş&#8230;<br />
<br />köşede yeşil bir cami: gelincik camisi<br />
<br />yanında gelincik kuran kursu<br />
<br />yayında gölcük, ilim yayma cemiyeti<br />
<br />bahçesinde top oynayan çocuklar<br />
<br />camide sabri hoca<br />
<br />mutfakta tacettin hoca<br />
<br />ve sopası<br />
<br />yanında daima o sopası<br />
<br />bir ali akmanşen<br />
<br />bir zahid hocası<br />
<br />&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/iste-bu-kapidan-sabri-unal/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Dört Nala Koşar Gibi Kaçıyorum İçinden - Esra Şen</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/dort-nala-kosar-gibi-kaciyorum-icinden-esra-sen/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/dort-nala-kosar-gibi-kaciyorum-icinden-esra-sen/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 20:16:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=150</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;
gün batımı
can&#8217;ı can&#8217;dan çok can bilen bir can&#8217;ı can&#8217;sız yaşamanın cansız tükenişini takınıyorum kaç zamandır ruhuma&#8230;
ne Romeo-Juliet gibi ithal; ne Leyla-Mecnun gibi ihraç hisler var heybemde&#8230;
mutlu olmak için hüzünlenen; hüzünlendiği için ağlayan; ağladığı için daha çok ağlayan elma şekersiz çocuk işte yüreğim&#8230; 
Ah zerdüşt yüreğim&#8230;

Adaletsiz günüme isyan etmekle ne geçiyor elime?
Kendime isyan etmekle&#8230; çareler içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8230;<br />
gün batımı<br />
can&#8217;ı can&#8217;dan çok can bilen bir can&#8217;ı can&#8217;sız yaşamanın cansız tükenişini takınıyorum kaç zamandır ruhuma&#8230;<br />
ne Romeo-Juliet gibi ithal; ne Leyla-Mecnun gibi ihraç hisler var heybemde&#8230;<br />
mutlu olmak için hüzünlenen; hüzünlendiği için ağlayan; ağladığı için daha çok ağlayan elma şekersiz çocuk işte yüreğim&#8230; </p>
<p>Ah zerdüşt yüreğim&#8230;<br />
<span id="more-150"></span><br />
Adaletsiz günüme isyan etmekle ne geçiyor elime?<br />
Kendime isyan etmekle&#8230; çareler içinde çaresiz kaygılara bürünmenin&#8230;<br />
isyan değil belkide; çırpınış&#8230; boğulmamak için&#8230; </p>
<p>Belki bu yüzden bende &#8220;yeniden yıkılmak istiyorum!&#8221;, ellerinde inşa olmak için&#8230; </p>
<p>Korkum yalnızlık değil ki&#8230;<br />
Yerine daha iyi bişey koyabilme korkusu da değil;<br />
Anlayabilememe / anlatamama hiç&#8230;<br />
Korkum o&#8217;nsuz doğacak güneş&#8230; ve o&#8217;nsuz batacak&#8230;<br />
çekindiğim yıkımlar bunda gizli</p>
<p>Ve<br />
Bu gel-gitlere hiçte aşina değil ruhum&#8230; / belkide bundan hayal kuramamam&#8230; </p>
<p>Ki en iyi bildiğini yapmalı insan; dua etmeli&#8230;<br />
ve diğer en iyi bildiğini; yürümeli&#8230; omuzda defteri, sırtta kırmızı kapşonlu mont, akılda ve yürekte onu kuşanıp vakitli-vakitsiz&#8230; ve yazmalı&#8230; kendine bile itiraf edemediklerini silebileceği / yakabileceği / ama asla unutamayacağı su&#8217;dan / gökten / rüzgardan kağıtlara, mürekkepsiz kalemlerle&#8230; </p>
<p>insan çuvallamalı bazen&#8230; / paramparça halleri not düşmeli alnının ortasındaki o kırışıklığa kaybetmeli&#8230; / düşmeli&#8230; / ama kalkmayı bilmeli&#8230; </p>
<p>&#8220;şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır&#8230; &#8220;(inşirah: 5)</p>
<p>Ve bazen dönüşü olmayan yerlere gidebilmeli aldığı ödünç mutlulukları dağıtmak için. </p>
<p>____________________________________________________</p>
<p>kilometreler ötesi sıcacık şiirlerin mutluluğunu taşımalı onların yerine omuzlarda insan;<br />
niye var ki dostluk tanımı&#8230;<br />
iyiki varsınız şiir paylaşan dostlar; selamınız için&#8230;<br />
esenliğiniz için&#8230; /<br />
selametiniz için. /<br />
kattıklarınız ve katmaya söz verdikleriniz için&#8230; /<br />
kentiniz ve kentimiz şiir koktuğu için&#8230; / </p>
<p>Hepiniz iyiki varsınız yürek dostları&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/dort-nala-kosar-gibi-kaciyorum-icinden-esra-sen/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İpin Ucuna Doğru - Leyla Marankoz</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/ipin-ucuna-dogru-leyla-marankoz/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/ipin-ucuna-dogru-leyla-marankoz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 20:04:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[karma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[
 

İPİN UCUNA DOĞRU!
Çok sevdiği elbiselerini katladı önce. Vakit ikindiyi geçiyordu. Kaliteli bir terk ediş saati değildi elbet, fakat gitmenin vakti valizin fermuarı açılırken tayin edilmiş olur&#8230; Öyle yaptı. Karpuz kolları olan diz altı beyaz keten elbisesini almadı bir tek&#8230; &#8220;Ne kadar da büyükmüş valizim&#8221; diye geçirdi içinden, &#8220;Sığmayan hiç bir eşyam yok&#8230; &#8221; &#8220;Ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<hr />
<img src="http://img373.imageshack.us/img373/9100/panderjovenviajera1fc3tbv2.jpg" alt="Resim"> </p>
<hr />
<p><strong><span style="color: rgb(73, 68, 41);">İPİN UCUNA DOĞRU!</p>
<p>Çok sevdiği elbiselerini katladı önce. Vakit ikindiyi geçiyordu. Kaliteli bir terk ediş saati değildi elbet, fakat gitmenin vakti valizin fermuarı açılırken tayin edilmiş olur&#8230; Öyle yaptı. Karpuz kolları olan diz altı beyaz keten elbisesini almadı bir tek&#8230; &#8220;Ne kadar da büyükmüş valizim&#8221; diye geçirdi içinden, &#8220;Sığmayan hiç bir eşyam yok&#8230; &#8221; &#8220;Ya da ben öyle az aidim ki bu eve, bütün varlığım bir valize sığacak kadar küçük&#8230;&#8221; gülümsedi ve devam etti.</span></strong><br />
<span id="more-149"></span><br />
<br /><strong><span style="color: rgb(73, 68, 41);">İPİN UCUNA DOĞRU!<br />
<br />Hiç bir not yazmadı, kalemle kağıdı daha önceden terk etmişti çünkü&#8230; Bir buçuk yıl evveldi, &#8220;Ne anlıyorsun durduğun kadar bir şey yazıp çiziyorsun&#8221; demişti bir ses. O ses en yakınından geliyordu evet. Hiç zor olmadı, en yakınının en uzak olması o andan sonra&#8230; Böyle başladı buz tutmalar içinde&#8230; </p>
<p>Bir gün kapağında Van Gogh&#8217;un yıldızlı gece resmi bulunan defterinin yırtıldığını gördü o uzak eller tarafından&#8230; çıldıramadı. &#8220;Neye, kime olduğu önemli değil, kelam kutsaldır, kalem de…&#8221; derdi hep. Kutsalının yırtıldığını gördü. </p>
<p>Valizini hazırlarken &#8220;En üste koy şiirlerimi&#8221; diyen şaire sitem etti, &#8220;Şiir mi kaldı ki, şaire mi kaldı.&#8221; Oysa yazıyordu, ruhu gibi, kıyameti gibi, hesabıyla azabıyla yazıyordu ve kelimelerine taarruz edileceğini hiç düşünmemişti önceden&#8230; Çizgilerine&#8230; tezhib tablolarını saldırıdan kurtaran şey, uhrevi hat yazıları olmuştu. Allah, Muhammed, edep ya hu, elhamdülillah&#8230; </p>
<p>&#8220;Senelerini harcıyorsun şunlara ve tek kuruş almıyorsun, satmıyorsun!&#8221; diyen cümleler felaketi olmuştu ruhunun&#8230; Yetmemişti, &#8220;Ciğeri beş kuruş etmeyen yazılar ve tablolarla geçiriyorsun ömrünü&#8221; demişti bir keresinde de&#8230; &#8220;Evet, benim ve eserlerimin ciğeri beş kuruş etmiyor. Beş kuruşa terk etmiyorum onları!&#8221; diye cevaplamıştı o sesi. Bu onun ömründe yaptığı en cesurca savunmaydı. Ama ipin ucunu bıraktı. </p>
<p>Valizini hazırlamasına yardım edecek kimse yoktu ve üstelik &#8220;Kollarından çekiyorlardı saatin&#8230;&#8221; Vakit de ikindiyi terk ediyordu. Kapı kolunu çevirdi son olmasını umarak. Beyaz keten elbisesine takıldı gözü, yatağın üstünde duruyordu. Eve baktı, evine değil. &#8220;Bir çatıysa aranılan, Allah&#8217;ın arzı geniştir.&#8221; deyip merdivenleri indi. </p>
<p>&#8220;Nereye gitmeli?&#8221; dedi. Tren istasyonları cazibeli durur hep, bir yeri terk edecekseniz. İstasyon yakındı. </p>
<p>Siyah kadife pardösüsünü sürüyerek gitti istasyona. Gözlerine sürme çekmişti, ruhu hala yeşildi. Valizi gittikçe ağırlaşıyordu. Bir şeyi fark etti, ağırlaşan valize inat o güçleniyor ve daha bir sıkı tutuyordu kulpunu valizin&#8230; </p>
<p>&#8220;Nereye gitmeli?&#8221; dedi tekrar. Deniz görmeyen bir şehri ve içindeki denizi göremeyen bir erkeği terk etmek hiç zor olmadı. </p>
<p>Müzehhibeydi, altını severdi. İstanbul&#8217;du, taşı toprağı altındı. &#8220;İstanbul gibi iki yakam bir araya gelmese de, İstanbul&#8217;a gideceğim &#8221; dedi. Atlayıp trene, dağları saya saya ilerledi… </p>
<p></span></strong></p>
<p><span style="color: rgb(73, 68, 41);"><strong>LEYLA MARANKOZ<br />
<br /></strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/ipin-ucuna-dogru-leyla-marankoz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Risale-i Nur ve Tefsir - Mustafa İslamoğlu</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/risale-i-nur-ve-tefsir-mustafa-islamoglu/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/risale-i-nur-ve-tefsir-mustafa-islamoglu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 19:51:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[karma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[Arkadaşlar, aşağıdaki metni Mustafa İslamoğlu Sitesinden birebir alıntılıyorum&#8230;
Ev ödevi olarak:1) Bilmediğiniz ve tanımadığınız kelimelerin karşılıklarını bu metnin altına araştırıp yazınız&#8230;2) ilk görevi yapamazsanız bildiğiniz kelimeleri yazınız3) Bu metni ve cevabı insan ve üslup açısından not ediniz&#8230; Çünkü cevabın muhataba onun anlayacağı dilden anlatılması açısından büyük bir örnek teşkil ediyor&#8230; 

İlgili Kişinin Sorusu
Es-Selâmu aleykum sevgili hocam,
Öncelikle, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-style: italic;">Arkadaşlar, aşağıdaki metni Mustafa İslamoğlu Sitesinden birebir alıntılıyorum&#8230;</p>
<p><strong>Ev ödevi olarak:</strong><br />1) Bilmediğiniz ve tanımadığınız kelimelerin karşılıklarını bu metnin altına araştırıp yazınız&#8230;<br />2) ilk görevi yapamazsanız bildiğiniz kelimeleri yazınız<br />3) Bu metni ve cevabı insan ve üslup açısından not ediniz&#8230; Çünkü cevabın muhataba onun anlayacağı dilden anlatılması açısından büyük bir örnek teşkil ediyor&#8230; <br /></span><br />
<span id="more-148"></span></p>
<p><strong>İlgili Kişinin Sorusu</strong></p>
<p>Es-Selâmu aleykum sevgili hocam,</p>
<p>Öncelikle, saygılarımı sunarım. Allah sizden razı olsun. Bendeniz 25 yıldır Nurlarla haşır neşir olmaya çalışan biriyim. Bu zaman zarfında başka İslami eserlerden de naçizane istifadeye çalıştım. Son iki yıldır elden geldiğince sizin sohbetlerinizi takip etmeye, eselerinizden karınca kararınca okumaya, yararlanmaya çalışıyorum. Rabbim, bize faydası dokunan, üzerimizde hakkı olan büyüklerimizden ve siz değerli hocamızdan razı olsun.</p>
<p>Son olarak Vahyin Penceresinden adlı yararlı ve lezzetli programınızda tefsirle ilgili bir sohbetinizi seyrettim. Bir Nur talebesi olarak sohbetin sonunda geçen bahislerle alakalı bazı fikirlerimi arz etmek istiyorum. Üstad hazretleri &#8220;…Mekke-i Mükerreme&#8217;de dahi -farz-ı muhal olarak- Risale-i Nur&#8217;un aleyhinde bir itiraz kutb-u âzamdan dahi gelse, Risale-i Nur şakirtleri sarsılmayıp, o mübarek kutb-u âzamın itirazını iltifat ve selâm suretinde telâkki edip, teveccühünü de kazanmak için, medâr-ı itiraz noktaları o büyük üstadlarına karşı izah etmek, ellerini öpmektir&#8221; şeklinde bir uyarıda bulunuyor. Yazacaklarımı bir talebenizin hocasına dersini arz etme makamında kabul ederseniz memnun olurum. Sizi seviyorum, inşallah sözlerimle üzerime düşen vazifeyi ifa etmiş ama sizi üzmemiş olurum.</p>
<p>Azizi hocam, bendenize göre Risalelerin en önemli hususiyeti ilhadla mücahedesi ve ilmi kelama yeni bir açılım getirmesi değil, &#8220;beyan, burhan ve irfan bilgi sisteminin&#8221; tüm imkanlarından yararlanmasıdır. Kendilerinin, &#8220;Risale-i Nur, yalnız bir cüz&#8217;î tahribatı ve bir küçük haneyi tamir etmiyor. Belki küllî bir tahribatı ve İslâmiyeti içine alan ve dağlar büyüklüğünde taşları bulunan bir muhît kaleyi tamir ediyor. Ve yalnız hususî bir kalbi ve has bir vicdanı ıslaha çalışmıyor. Belki, bin seneden beri tedarik ve terâküm edilen müfsid âletlerle dehşetli rahnelenen kalb-i umumîyi ve efkâr-ı âmmeyi ve umumun ve bâhusus avâm-ı mü&#8217;minînin de istinadgâhları olan İslâmî esasların ve cereyanların ve şeâirlerin kırılmasıyla bozulmaya yüz tutan vicdan-ı umumîyi, Kur&#8217;ân&#8217;ın i&#8217;câzıyla ve geniş yaralarını Kur&#8217;ân&#8217;ın ve imanın ilâçlarıyla tedavi etmeye çalışıyor. Elbette böyle küllî ve dehşetli tahribata ve rahnelere ve yaralara, hakkalyakîn derecesinde, dağlar kuvvetinde hüccetler, cihazlar ve bin tiryak hâsiyetinde mücerreb ilâçlar ve hadsiz edviyeler bulunmak gerektir ki, bu zamanda Kur&#8217;ân-ı Mucizü&#8217;l-Beyânın i&#8217;câz-ı mânevîsinden çıkan Risale-i Nur o vazifeyi görmekle beraber, imanın hadsiz mertebelerinde terakkiyat ve inkişafata medardır&#8221; şeklinde bir ifadeleri var. Bir başka yerde Risalelerin şahsi kemalata medar olduğunu izah ediyor: &#8220;ehl-i velâyetin amel ve ibadet ve sülûk ve riyazetle gördüğü hakikatler ve perdeler arkasında müşahede ettikleri hakaik-i imaniye, aynen onlar gibi, Risale-i Nur, ibadet yerinde, ilim içinde hakikate bir yol açmış; sülûk ve evrad yerinde, mantıkî burhanlarla ilmî hüccetler içinde hakikatü&#8217;l-hakaike yol açmış; ve ilm-i tasavvuf ve tarikat yerinde, doğrudan doğruya ilm-i kelâm içinde ve ilm-i akîde ve usûlü din içinde bir velâyet-i kübrâ yolunu açmış ki, bu asrın hakikat ve tarikat cereyanlarına galebe çalan felsefî dalâletlere galebe ediyor, meydandadır&#8221;. Aşağıdaki metni de aynı bağlamda okumak mümkündür: &#8220;Eski zamandan beri ekser yerlerde medrese tâifesi tekkeler taifesine serfürû etmiş, yani inkıyat gösterip onlara velâyet semereleri için müracaat etmişler. Onların dükkânlarında ezvâk-ı imaniyeyi ve envâr-ı hakikati aramışlar. Hattâ medresenin büyük bir âlimi, tekkenin küçük bir velî şeyhinin elini öper, tâbi olurdu. O âb-ı hayat çeşmesini tekkede aramışlar. Halbuki medrese içinde daha kısa bir yol hakikatin envârına gittiğini ve ulûm-u imaniyede daha sâfi ve daha hâlis bir âb-ı hayat çeşmesi bulunduğunu ve amel ve ubudiyet ve tarikattan daha yüksek ve daha tatlı ve daha kuvvetli bir tarik-i velâyet ilimde, hakaik-i imaniyede ve Ehl-i Sünnetin ilm-i kelâmında bulunmasını, Risale-i Nur, Kur&#8217;ân-ı Mucizü&#8217;l-Beyânın mucize-i mâneviyesiyle açmış, göstermiş; meydandadır.&#8221;</p>
<p>Aziz hocam, Risale-i Nurlar bir yönüyle ilhad hareketine karşı mücahade ve mücadele eder, doğrudur. İlhad ise bugün de bütün şiddetiyle belki daha sinsice ve devam eden bir harekettir. Materyalizm üstadın hayatta olduğu zamankinden farklı araç ve yöntemlerle ve daha farklı bir süreç içinde mülhid yetiştirmeye devam ediyor. Dolayısıyla Nurların o cihetteki hizmeti de devam etmekte. Kim bilir, vazife muhtemelen kıyamete kadar da sürecektir. Ancak, fakire göre, Nurlar sadece bu menhus illetle mücahade etmiyor(du). Göze çarpan vasfı bu olabilir ama ayırıcı vasfının bu olmadığı inancındayım. Asıl, &#8220;beyan, burhan ve irfan bilgi sistemlerinin&#8221; mühim mevzularının risaleler boyunca işlenmesi bana daha manidar geliyor. İnsan ve mahiyeti, varlık problemi, eşya ve hakikati, kainat insan münasebeti, alemin yaratılış sebebi ve hikmeti, tasavvuf ve vartaları, kelam ilmi, vahdet-i vücud ve vahdet-i şuhud, tevhid, nübüvvet, haşir, adalet, namaz, hac, zekat gibi bir yığın İslami konu ve esasların hikmeti ve izahı, ubudiyet, dua ve davet, teklif, sabır, şükür, ihlas, uhuvvet, ittihad, muhabbetullah, riya, nifak, şirk, adalet, kanaat ve iktisat, cihad, vehhabilik, şia-i hilafet ve şia-i siyaset vb. çok sayıda İslami, imani ve Kur&#8217;ani hatta tarihi kavram ve mes&#8217;eleler de müellif tarafından ele alınmış ve incelenmiştir, ortadadır. Ayrıca, Üstad hazretleri ele aldığı meseleleri işlerken evvela ayet ve sünnetin düsturlarına müracaat etmişlerdir. Elbette, ayetin tefsiri sadedinde muazzam İslami geleneğin birikimini de kullanmışlardır. Risale ve Lahikalar zengin anekdot, kaynak ve içeriğiyle buna şahittir. Hatta, işin bu yönüyle ilgilenecek ve eser verecek sahib-i himmet zevatı beklemektedir.</p>
<p>Nurlarla alakalı mevzularda belki hissi olabiliyoruz, doğrudur. Fakat, aziz hocam, eserler sadece Türkiye&#8217;de sadece Nurcularca okumuyor. Bilakis tüm dünyada, İslam alimlerinden avama kadar onbinlerce insan tarafından okunuyor, hüsnü kabul görüyor, onları irşad ediyor ve kendine bağlıyor. Onlara yetiyor, kifayet ediyor. Bu teveccühün ilhadla mücadeleye hasredilmesinin noksan olacağı kanaatindeyim. İslami tarihi boyunca bir şeyhin, bir hocanın ya da bir medresenin etrafında kümelenen insanları görmek mümkündür; ancak bildiğim kadarıyla sadece bir eserin etrafında bu denli hararet ve iştiyakla toplanılması Nurlara nasip olmuş bir keyfiyettir. Gerçi bir esere bu kadar bağlı olmak ilim adamları mabeyninde tenkit de edilebiliyor ama bu belki de bir inayet ve ikram eseridir, Nurların imtiyazına ve makbuliyetine bir alamettir ki, &#8220;nereden baktığımıza bağlı&#8221;.</p>
<p>Yeri gelmişken, Nurların değil, üstadın nazara verilmesi gerektiğini söylüyordunuz ki, bunu bizzat müellif hazretleri sıkı sıkıya men etmiş ve hikmeti ise birçok bağlamda uzun uzun anlatılmıştır. Belki, cesaret, şecaat ve tavizsiz tavrını işlemek anlamında kullandınız; bu yönüyle bir eksiklik hissettiniz, bilemiyorum. O noktada haklı olduğunuz durumlar olabilir. Zira, o cihet Nurlardan ziyade eserleri okuyanların yorumlarıdır. Zaten farklı davranışları, tepkileri, hattı hareketleri olan Nurcular da yok değildir. Kendi tavırlarının gerekçeleri ne, niyetleri ne ona da bakmak lazım gibime geliyor.</p>
<p>Aziz hocam, içinde yer alan ilmi mevzuların çeşitliliğine ve bu mevzuların işlenişinde kullanılan malzemenin büyüklüğüne rağmen Risaleler tefsir ilminin bilinen sistematiğine, kalıplarına uymuyor diye bütünüyle &#8216;tefsir dairesi&#8217; haricinde değerlendirilmemeli zannındayım. Malumunuz, üstad, kimi zaman kendinden nedenlerle, kimi zaman bir hadise veya sual sebebiyle, bir nevi &#8216;zuhuratla&#8217; önüne gelen mevzuları, serlevha ettiği ayet(ler)in ışığı altında ve sünnet çerçevesinde işlemiştir. &#8220;Bu ayetin yüzer vecihlerinden bir vechi de…&#8221; diyerek konuyu ayetin ışığında işleyen müellifin bir nevi tefsir yaptığını söylemek, &#8220;bu asla bir tefsir değildir&#8221; demekten daha makuldür diye düşünmekteyim. Bilmiyorum, yanılıyor muyum ? Ayrıca, Nurların telifi zamanında yanında Kur&#8217;an&#8217;dan başka müracaat edebileceği bir eser bulunmayan hazret, zihnini neredeyse tamamen tecrit etmiş, sadece ve sadece Kur&#8217;ana müracaat eylemiştir dersek sadece duygusal davranmış olmayız. Zira , bu bir realitedir. Risalelerdeki konuların tefsir ilim disiplinine uygun olmayan tertip ve işlenişinin nedenleri arasında müellif hazretlerinin sistemli bir ilmi tahsile tabi olmamasının, Nur Risalelerinin evvel emirde irşada mütevakkıf ve birbirinden çok farklı konularla alakalı olmasının rolü olabilir. Netice itibariyle, mahsusen tefsir yazıyor değildi. Diğer taraftan, bu bir yöntem olarak da değerlendirilebilir. Böyle &#8217;serazat&#8217; bir yöntemin tercih edilmesinde müellifin kastı ve iradesi söz konusudur diye bile düşünülebilir. Bunlar makul bir şeklide açıklanabilecek noktalardır. Şekilsellikle de alakalı bu konular Nurların birçok yerinde tefsir yapıldığı iddiasına ne denli gölge düşürür bilemiyorum. Bendenize göre Nur müellifi Risaleler boyunca kimi zaman doğrudan, kimi zaman istikari yöntemle, kimi zaman paralel ve çapraz okumalarla ayat-ı Kur&#8217;an&#8217;ı tefsir etmişlerdir. Elbette tüm Kur&#8217;an&#8217;ı tefsir etmiştir şeklinde bir iddiada bulunmuyorum.</p>
<p>İlim disiplini çerçevesinde ve şahsi kanaat bakımından üstad hazretleri bir müfessir olarak görülmeyebilir. Ancak onu bir müfessir olarak görenler içinde sadece bağlıları değil, aynı zamanda tefsir ilmiyle alakadar olan kimi âlimler de var. Bunların üstadı yer yer &#8220;Seyyidü&#8217;l- Müfessirin&#8221;, &#8220;İmam Nursi&#8221; şeklinde andıklarını, O&#8217;nun tefsir cihetini tartıştıklarını hatırlıyorum. Dolayısıyla, Risale-i Nur&#8217;u &#8220;bir nevi tefsir&#8221; şeklinde ele alan yaklaşımların sadece bağlılarına ait, tamamen &#8220;duygusal&#8221; bir bakış olduğunu ileri sürmek, ulemadan O&#8217;nu bir müfessir olarak görenlerin de olduğunu belirtmek kaydıyla şahsi bir görüş olarak okunabilir ve her şahsi görüş gibi bu da bir görüştür. Ancak, &#8216;hak yalnızca budur&#8217; demek nev&#8217;inden olursa, bilemiyorum… Ortada farklı mülahazalar varken konuyu bir yanıyla ortaya koymak elbette Nur talebelerini incitiyor. Netice itibariyle bir gönül vermişlik de var.</p>
<p>Azizi hocam, bir de şunu söyleyeyim ki, Risaleleri bir nevi tefsir olarak isimlendirmek Nur talebelerinin şahsi görüşlerinden kaynaklanmıyor. Üstadın ifadeleri Risalelerin bir nevi tefsir olarak sayılabileceğini söylüyor. Sonuçta ilim sahibi bir zat, demek ki dayandığı bir görüş var.<br />- &#8220;…Ve gördüğünüz meziyetler benim değil, Risale-i Nur&#8217;undur. O da Kur&#8217;ân-ı Hakîmin bir hakikatinin bir tefsiridir&#8221;<br />- &#8220;…Hem madem yazılan Sözler onun bir nevi tefsiridir. Ve o risaleler ki, hakaik-i Kur&#8217;âniye’nin malıdır ve hakikatleridir&#8221;<br />- &#8220;…Ben lâyık değilim. Haddim de değil. Ben bir hizmetkârım; çekirdek gibi çürüdüm, gittim. Risale-i Nur ise, Kur&#8217;ân-ı Hakîmin tefsiridir, mânâsıdır&#8221;<br />- &#8220;&#8230;Risale-i Nur bu asırda Kur&#8217;ân-ı Hakîmin bir mucize-i mâneviyesi, hakiki, yüksek ve parlak bir tefsiridir&#8221;<br />- &#8220;…Bu benim değil, Risale-i Nur&#8217;un kerametidir. Risale-i Nur ise, Kur&#8217;ân&#8217;ın malıdır ve tefsiridir&#8221;<br />- &#8220;…Saniyen: &#8216;Risale-i Nur, Kur&#8217;ân&#8217;ın çok kuvvetli, hakikî bir tefsiridir&#8217; tekrarla dediğimizden, bazı dikkatsizler tam mânâsını bilmediğinden bir hakikati beyan etmeye bir ihtar aldım. O hakikat şudur. Tefsir iki kısımdır: Birisi malum tefsirlerdir ki, Kur&#8217;ân&#8217;ın ibaresini ve kelime ve cümlelerinin mânâlarını beyan ve izah ve ispat ederler. İkinci kısım tefsir ise, Kur&#8217;ân&#8217;ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle beyan ve ispat ve izah etmektir. Bu kısmın pekçok ehemmiyeti var. Zâhir malûm tefsirler, bu kısmı bazen mücmel bir tarzda derc ediyorlar. Fakat Risale-i Nur, doğrudan doğruya bu ikinci kısmı esas tutmuş, emsalsiz bir tarzda muannid filozofları susturan bir mânevî tefsirdir&#8221;</p>
<p>İşârâtü&#8217;l - İ&#8217;caz adlı eserle alakalı bir iki hususu da arzetmek istiyorum. Malumunuz, üstad hazretleri İşârâtü&#8217;l - İ&#8217;caz adlı eserini &#8221; Kur&#8217;anın bir tefsiri olarak değil, -şayet kabule mazhar olursa- tefsirin bazı vecihlerine bir kaynak olmak üzere kemal ehli zatların nazarlarına arz ediyorum&#8221; şeklinde takdim etmiştir. Söz konusu eser için , &#8220;Kur&#8217;anın bir tefsiri değildir&#8221; demek suretiyle kesip atmak ayrıdır; &#8220;Kur&#8217;ani bir hususiyet olan ve bu nedenle tefsirlerde yer alması gereken unsurlardan biri olan &#8216; i&#8217;caz&#8217; ekseninde bazı ayetleri tefsir etmektedir&#8221;, &#8220;bazı ayatın bazı vecihlerinin tefsiridir&#8221; veya &#8220;tefsire örneklik etmek üzere sınırlı sayıda ayet tefsir edilmiştir, tüm Kur&#8217;anın tefsiri değildir&#8221; demek bütün bütün ayrıdır. Bilmiyorum, çok mu yanlış düşünüyorum. Üstelik , eser her ne kadar i&#8217;caz bahsindeyse de, müellifinin o tarihlerde cihad farizasıyla meşgul olmaları ve arkasından gelen olaylar nedeniyle zamanın ve imkanın ancak elverdiği 33 ayet öncesi ve sonrasıyla kelime, cümle ve harflerle hatta zaman zaman bütün bir Ku&#8217;anla ilişkilendirilerek yazılmış, bir çok durumda ayetler başka diğer ayetlerle ilişkilendirilerek anlam derinliği zenginleştirilmiş, iman, yakin, ahiret gibi kavramlar ilk defa yeri geldiğinde uzun uzun ve doyurucu bilgilerle açıklanmıştır. Okuduğumuz kadarıyla, eserin tarz olarak yer yer orijinallikler içerdiği, muhteviyat bakımından da zaman zaman orijinal yaklaşımlar gösterdiği işin erbabı tarafından ifade ediliyor.</p>
<p>Hz. Üstad, risaleleri bir nevi tefsir olmaklığı yönüyle nazara veriyordu ama tefsir konusunda zamanımızda bir boşluk olduğunu da söylüyordu. Kendileri, bilhassa bu zamanda &#8220;ferdin fehminden çıkan bir tefsir, Kur&#8217;anın şanına yakışır bir tefsir olamaz. Çünkü her insanın kendine has bir meslek ve meşrebi olduğundan, nadiren taassuptan kurtulabilir&#8221; demek suretiyle çağımızda nasıl bir tefsire ihtiyaç olduğuna işaret etmiş, müfessirlerin meslek ve meşrep farklılıklarının bir yönüyle olumsuz tarafına dikkat çekmiştir. Yine O, &#8220;Kur&#8217;anı tefsir edecek zat, âli bir deha, nafiz bir içtihad, kamil bir velayet sahibi olmalıdır. Bu ise günümüzde ancak, ruhların imtizaç ve tesanüdünden, fikirlerin telahük ve teavününden, kalplerin karşılıklı ihlas ve samimiyetinden meydana gelen bir &#8220;şahs-ı manevi&#8221;de bulunur. &#8216;Cüz&#8217;de bulunmayan küll&#8217;de bulunur&#8217; sırrıyla, bir topluluğun çalışmasında görülen içtihad eserleri ve velayet özelliği, çoğu kere o topluluğu meydana getiren fertlerde tek tek görülmez&#8221; diyerek tefsir için bir teklif yapıyor. Üstad hazretleri ayetlerin tefsir sadedinde &#8220;yüzer vücuhundan bir vechi&#8221; diyerek bir taraftan meselesini Kur&#8217;an&#8217;ın ayatına dayandırıyor, diğer taraftan da ayatın tefsirini inhisarı altına almıyor. Bu babda son olarak, Muhakemat isimli eserini bir tefsir mukaddemesi olarak hazırladığı da malumunuzdur.</p>
<p>Üstada ilişkin eleştirilerden biri de cifir ve ebced hesabıyla alakalı konularla meşgul olması. O&#8217;nun yalnızlığı nedeniyle böyle konularla ilgilendiği şeklindeki yorumunuza büyük ölçüde katılıyorum. Cifir ve ebcedle alakalı olarak kendisi de bu şekilde yorumlanabilecek sözler söylemiştir. Bununla birlikte, cifir ve ebced konusunda yazılmış eserlerde bu ilimlerin muhaliflerini ve muhalefet nedenlerini görmenin yanında muvafakat edenleri ve muvafakatlarının gerekçelerinin de görüyoruz. Abdulkadir Badıllı ağabey bu konuda derli toplu bir risaleyi neşretmişti. Yani, birçok İslami konuda olduğu üzere, mevzu bir yönüyle tartışmalı. Kaldı ki üstadın bu ilimlerle alakalı olarak yazdıklarının tebei nitelikte olduğu Risaleler bir bütün olarak ele alındığında hemen görülecektir.</p>
<p>Her neyse. Vaktinizi çok aldım. Hakkınızı helal edin. Nurcusu, tarikatçısı bir çok meşrep ve mesleğe mensup insan sizi dinliyor. Allah sizden razı olsun. Küfür ve ilhadın kol gezdiği, lakaytlığın alabildiğine yerleştiği bir zamanda bir şekilde İslama hizmet etmekte olan kesimlerle ilgili olarak bardağın dolu tarafının nazara verilmesi, yeni münakaşalar açmaktan ya da eski münakaşaları gündeme getirmekten daha iyi olmaz mı desem bilmem ki çok mu ileri gitmiş olurum. Mektubuma son verirken hürmet ve muhabbetlerimi arz ediyorum. Allah&#8217;ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.</p>
<p>21/11/2007</p>
<p><strong>Mustafa İslamoğlu&#8217;nun Cevabı</strong></p>
<p>Ve aleyküm selam ve rahmetullah sevgili mümin kardeşim,</p>
<p>1. Risalenizi son satırına kadar okudum. Sadık bir talebenin üstadına olan samimi hissiyyatını ve derin muhabbetini her satırında müşahade ettim. Bunu hor görmek şöyle dursun, hoş görmek de şöyle dursun, takdirle karşılıyorum. Herkesin nefsinin peşine düşüp hevasını üstad edindiği bir çağda, bazı müslümanların üstadlarına edeb-i tam ve hüsni teveccühle bağlanmış olmaları takdire şayandır.</p>
<p>2. Üstadını savunan talebeyi severim. Bu bir tür istifade hakkıdır. Siz de üstadınızın üzerinizdeki hakkını gözeten biri olarak bunu yapıyorsunuz. Bu sizin veçhenizden olan bitenin izahıdır. Ama bir de savunmaya medar olan muhatabın veçhesinden bakmakta faide vardır. Adalet ve itidal bunu gerektirir. O da, fakirin üstada haksızlık etmeyi aklının ucundan dahi geçirmeyen, onu hep minnet, şükran ve muhabbetle anan biri olarak adalet ve itidal dairesi içinde ilmi bir tahlile tabi tutarım. Ona olan sevgi ve hürmetimi hep beyan ederim. Bunu onun müfrit şakirtlerine (sizi tenzih ederim) yaranmak için falan değil -ki fakirin böyle bir endişesi hiç olmamıştır- sadece üstadın şeriatı ğarraya ve dini mübini İslam’a kıtlık yıllarında yaptığı o büyük hizmetlere bu ümmetin bir müntesibi olarak herkes gibi borçlu hissetmesindendir.</p>
<p>3. Fakir üstadla ilgili ne zaman ağzını açmışsa, &#8220;Nurcular&#8221; içerisinden üstadı savunma refleksiyle haydarane naralarla sell-i seyf eden birileri hemen çıkar. Bunlar içinden üstadı savunmak adına hakaret edenleri mi, hatta küfredenleri mi, iftira edenleri mi, karalayanları mı, ne ararsan hepsi çıkar. Taassubun ne merdut bir ifrit olduğunu bildiğimden, innallahe maassabirin der geçerim. Üstad adına da üzülürüm tabi. Şakird vardır yüz akıdır, şakird vardır yüz karası. ÜÇ ÜSTAD serlevhalı makalelerimi kaleme aldığımda da bunlarla karşılaşmıştım. Hele üstadın avukatıyım diyen bir tanesi cehl-i mürekkebini üstüme başıma fışkırtarak nur bahçesinde bitmiş hüda-yi nabit bir ebucehil karpuzu olduğunu ortaya koymuştu da &#8220;Böylesi de olurmuş&#8221; demiştim. Sizin nazik ve latif üslubunuzu görünce &#8220;elhamdülillah&#8221; dedim ve ekledim: &#8220;İşte üstada layık bir talebe&#8221;. Tefsir sahasında söylediklerinizi de fart-ı muhabbetten kaynaklanan zelleler cümlesinden görüp size dua ettim. Rabbim Üstad&#8217;ı, tüm üstadları, sizi ve biz acizi tevfikine refik etsin.</p>
<p>4. Tabi ki burada &#8220;Vahyin Penceresi’nden/Tefsir özel&#8221; programında söylediklerimi tekrar etmeyi lüzumsuz bulurum. Orada söyledim. Söylediklerimin her cümlesinin altında ömrüm vardır. Onlar haybeden söylenmiş sözler değildir. Sadece kitaplar okunarak öğrenilmiş şeyler de değildir. Hesabı acıyla, sancıyla, ıstırapla verilmiştir. Herkes söylediklerinin ve söylemesi gerekip de söylemediklerinin hesabını bir gün gelecek Allah&#8217;a verecektir. O zaman herkes hem kendi gerçek değerini hem de sevdiklerinin Allah katındaki değerini ayne&#8217;l-yakin görüp öğrenecektir. O zamana kadar bizlere düşen birbirimizin imanına muhabbet, izzet ve şerefine hürmet, hukukuna riayet gerektir. Ölmüşlerimizi savunalım. Ama ölmüşlerimizi savunmak için dirilerimizi manen öldürmek, onların kanına girmek zorunda değiliz.</p>
<p>5. Sizi tanımadığım için tenzih ederim. Fakat Risaleler ve onlar içerisinde yer alan İ&#8217;cazu&#8217;l-Kur&#8217;an gibi eserler hakkında, risaleler dışında kitap okumamış, hatta risaleler dışında kitap okumanın gereksizliğine inanmış, &#8220;bu bize yeter gerisine hacet yok&#8221; diye düşünmüş insanların söyledikleri İLMİYYATA değil HİSSİYYATA dahildir. Bu tür sözlere sadece tebessüm edilir. Orada söz bitmiştir. Söyleyecek ve söylenecek de bir şey yoktur. Bu eserler hakkında konuşanları üçe ayırmak lazım: Yandaşlar, karşıtlar ve mütehassıslar. İlk ikisinin görüşleri zıt olsa da esasta aynı kefede değerlendirilir. Kaldı ki İbn Abidin&#8217;in dediği gibi &#8220;Âlimin cahil hakkındaki şahadeti makbul değildir&#8221;. Bu şahadet ister lehte ister aleyhte olsun. Hayranlıkla nefret arasında gizli bir illet bağı vardır. </p>
<p>SÖZÜN ÖZÜ: ömrünü tefsir ilmine vakfetmiş bir Kur&#8217;an talebesi olarak fakir risalelerin ve İ&#8217;cazu&#8217;l-Kur&#8217;an&#8217;ın tersil ilmindeki yeri ve ilmi değeri konusunda bir şey söyleyemeyecekse, bunu söyleyince birilerinin şerrinden -sizi tenzih ediyorum- emin olamayacaksa, &#8220;Söyletmen, urun&#8221;cu takımının hücumuna uğrayacaksa, işbu durum Risaleler&#8217;in başına gelebilecek en büyük felakettir. Hadislerin bile &#8220;cerh&#8221; ve &#8220;tadili&#8221; yapılırken Risaleler&#8217;deki sözlerin cerh ve tadilini yapmayalım mı? Aziz ve Merhum Üstad&#8217;a izafe edilecek her tür mükemmellik, erişilemezlik, hatasızlık, biriciklik atfı, bizzat üstadın düşünce dünyasına yabancıdır, merduttur ve matruttur.</p>
<p>Allah bizi insaf, adalet ve itidalden mahrum bırakmasın.</p>
<p>Vesselam, veddua, velmahabbe&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/risale-i-nur-ve-tefsir-mustafa-islamoglu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Andolabı 1 - Leyla Marankoz</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/andolabi-1-leyla-marankoz/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/andolabi-1-leyla-marankoz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 19:45:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[karma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[ANDOLABI! 

 

çatı kedisi&#8230; 
kartalın yokuşunda&#8230;
dost nefesi karışırken rüzgara&#8230;
haziran 2007&#8230; 


 

lı/sız&#8230; 
üsküdar&#8217;da&#8230;
bahçesinden geçmeyi bile nimet bildiğim o mabed&#8230;
mihrimah&#8217;ın sevgilisi&#8230;
baharın ve güzün ortasında bir seda&#8230;
yıl 2007 

 

pierre lotti&#8230; 
&#8220;ne kadar çok şair olursanız o kadar az mühendis olursunuz&#8221; (pierre lotti)
ne denir ki,
has güllerin açtığı bir mayısta&#8230;
yıl 2008 

 

yadigar&#8230; 
üsküdar&#8217;a sırtını verip yürürken,
bir koya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ANDOLABI! </p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img291.imageshack.us/img291/1760/atkedisiru9.jpg"> </p>
<hr />
<p>çatı kedisi&#8230; </p>
<p>kartalın yokuşunda&#8230;<br />
<br />dost nefesi karışırken rüzgara&#8230;<br />
<br />haziran 2007&#8230; </p>
<p><span id="more-147"></span></p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img103.imageshack.us/img103/9102/lszyp8.jpg"> </p>
<hr />
<p>lı/sız&#8230; </p>
<p>üsküdar&#8217;da&#8230;<br />
<br />bahçesinden geçmeyi bile nimet bildiğim o mabed&#8230;<br />
<br />mihrimah&#8217;ın sevgilisi&#8230;<br />
<br />baharın ve güzün ortasında bir seda&#8230;<br />
<br />yıl 2007 </p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img373.imageshack.us/img373/4113/pierrelottinekadarokairzj9.jpg"> </p>
<hr />
<p>pierre lotti&#8230; </p>
<p>&#8220;ne kadar çok şair olursanız o kadar az mühendis olursunuz&#8221; (pierre lotti)<br />
<br />ne denir ki,<br />
<br />has güllerin açtığı bir mayısta&#8230;<br />
<br />yıl 2008 </p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img103.imageshack.us/img103/4012/yadigarur6.jpg"> </p>
<hr />
<p>yadigar&#8230; </p>
<p>üsküdar&#8217;a sırtını verip yürürken,<br />
<br />bir koya sinmiş sandallara bakıp gülümsersiniz&#8230;<br />
<br />o tebessümdür size yadigar kalan&#8230;<br />
<br />yıl 2007 </p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img291.imageshack.us/img291/9789/askerabikw4.jpg"> </p>
<hr />
<p>asker abi&#8230; </p>
<p>-maşaallah adın ne senin?<br />
<br />-mehmet&#8230;<br />
<br />-yakışmış asker abime ismi&#8230; dur resmini çekeyim..<br />
<br />&#8230;<br />
<br />çanakkale 2007 </p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img291.imageshack.us/img291/6073/sakinto1.jpg"> </p>
<hr />
<p>sakin&#8230; </p>
<p>kartalın merdivenleri&#8230;<br />
<br />semanurla koşarken pür-heyecan, karşımıza çıkan o bildik yazı&#8230;<br />
<br />&#8220;sakin ol&#8221;<br />
<br />yıl 2007<br />
<br />(devam eder mi bilmiyorum, umarım eder&#8230; saygılarımla&#8230;) </p>
<p>leyla marankoz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/andolabi-1-leyla-marankoz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Andolabı 2 - Leyla Marankoz</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/andolabi-2-leyla-marankoz/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/andolabi-2-leyla-marankoz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 19:38:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Resim Atolyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[ANDOLABI 2



-a zincir&#8230;
gitmek istediğiniz her yer size açık olmayabilir&#8230;
bu durumda ruhunuzun rosa parks&#8217;ı olmalısınız&#8230;

yıl 2008



ey siyaha nazire siyah! hayat soluğusun sen!
hayat soluğu evet&#8230;
bilal&#8217;e siyah olduğu için kapanan kapılar, bir nur yüzlüyle beraber açıldı ve kutlu isminle başlayan evrensel saygı her zaman ve mekanda geçerli&#8230;
şimdi, &#8220;kızımın adı hira olsun mu efendim&#8230;?&#8221; diyeceğim ben de&#8230;.
yıl 2008



o ağacın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ANDOLABI 2</p>
<hr />
<img title="Click Here To See Image Full Size " style="width: 650px;" src="http://img373.imageshack.us/img373/1102/ezincirwn4.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>-a zincir&#8230;</p>
<p>gitmek istediğiniz her yer size açık olmayabilir&#8230;<br />
<br />bu durumda ruhunuzun rosa parks&#8217;ı olmalısınız&#8230;<br />
<span id="more-145"></span><br />
<br />yıl 2008</p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img291.imageshack.us/img291/7388/eykaberenginenaziredirhdw0.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>ey siyaha nazire siyah! hayat soluğusun sen!</p>
<p>hayat soluğu evet&#8230;<br />
<br />bilal&#8217;e siyah olduğu için kapanan kapılar, bir nur yüzlüyle beraber açıldı ve kutlu isminle başlayan evrensel saygı her zaman ve mekanda geçerli&#8230;<br />
<br />şimdi, &#8220;kızımın adı hira olsun mu efendim&#8230;?&#8221; diyeceğim ben de&#8230;.<br />
<br />yıl 2008</p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img291.imageshack.us/img291/4466/oaacnaltnhm5.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>o ağacın altını&#8230;</p>
<p>türk sanat müziğini sever misin bilmem ya&#8230; söylerim utanmadan&#8230;<br />
<br />üsküdar&#8217;dan alacaklı iken ben, ve bunun güveniyle yürürken mavi adımlarla, bu bankı görünce utanmadan söyledim bu şarkıyı&#8230;<br />
<br />utanmadım, çünkü kimse duymadı <img src='http://www.yoldusleri.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
<br />yıl 2007</p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img373.imageshack.us/img373/9423/bizkskseslerizae5.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>biz kısık sesleriz&#8230;</p>
<p>öyleyiz&#8230;ama mühim olan şu gökkubbede hoş bir sada bırakmak&#8230;Allah&#8217;ın adı ile&#8230;<br />
<br />yıl 2007</p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img291.imageshack.us/img291/1281/dikenlerinisevfv5.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>çalıkuşu</p>
<p>küçücük bir kuş gibi&#8230;korkma çalılardan! yaşamaya geldin buraya&#8230;imrenme kuşlar gibi uçmalara..bir bilsen neler verirdi senin gibi topuğu olması için o küçücük kuşlar&#8230; savaş meydanlarının, hastahane odalarının, futbol sahalarının, kantin duvarlarının, istanbul tepelerinin birinde ölebilirsin&#8230;ama yaşamaya geldin&#8230; sonra mı?<br />
<br />sonra&#8230; &#8220;ve sen kuş olur gidersin&#8230;&#8221;<br />
<br />yıl 2007</p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img103.imageshack.us/img103/4341/kaihlrd0.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>kaihl&#8230;</p>
<p>bir arkadaşın deyimiyle (parantezin içindeki yazı)<br />
<br />&#8230;<br />
<br />yıl 2007</p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img103.imageshack.us/img103/406/alarmbirtreninpeisragidsw3.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>içimden gidemeyen trenler&#8230;.</p>
<p>beşinci vagon yolcusu kalmasın&#8230;<br />
<br />yıl 2007</p>
<hr />
<img style="width: 650px;" src="http://img373.imageshack.us/img373/2577/mimaknailahiho3.jpg" alt="Resim"></p>
<hr />
<p>mim aşkına ilahi&#8230;</p>
<p>hadra sürmeler kınaladım dilime efendim&#8230;<br />
<br />her yanım sensin&#8230;<br />
<br />yıl 2008</p>
<p>leyla marankoz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/andolabi-2-leyla-marankoz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek Sanat - Nakkaş</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/gercek-sanat-nakkas/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/gercek-sanat-nakkas/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 19:28:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Resim Atolyesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=144</guid>
		<description><![CDATA[ 
Akşehir dağları &#8230;. Ben burdayım işte üstünde gurulu adımlarla dolaştığınız yeryüzünün dayanağı.. Dertlerinizin ölçüsü&#8230; 


 
Çanakkale boğazı &#8230;&#8230; 
Görmeyi bilenler için bir ibret vardı.. 
 
Çanakkale boğazı&#8230; &#8230; 
Ve gün batar. Kim derki birgün daha yaşandı,sanki o an dışında hiç bir şey yaşanmadı&#8230; 
objektifime bunlar yansıdı&#8230;
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="width: 650px;" src="http://img240.imageshack.us/img240/3760/cimg1796mx5.jpg" alt="Resim"> </p>
<p>Akşehir dağları <br />&#8230;. <br />Ben burdayım işte üstünde gurulu adımlarla dolaştığınız yeryüzünün dayanağı.. <br />Dertlerinizin ölçüsü&#8230; </p>
<p>
<span id="more-144"></span><br />
<img style="width: 650px;" src="http://img179.imageshack.us/img179/5730/cimg1839xk9.jpg" alt="Resim"> </p>
<p>Çanakkale boğazı <br />&#8230;&#8230; </p>
<p>Görmeyi bilenler için bir ibret vardı.. </p>
<p><img style="width: 650px;" src="http://img179.imageshack.us/img179/9281/cimg2001lx7.jpg" alt="Resim"> </p>
<p>Çanakkale boğazı&#8230; <br />&#8230; </p>
<p>Ve gün batar. <br />Kim derki birgün daha yaşandı,sanki o an dışında hiç bir şey yaşanmadı&#8230; </p>
<p>objektifime bunlar yansıdı&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/gercek-sanat-nakkas/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Gün&#8217;ce - Fatih</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/gunce-fatih/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/gunce-fatih/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 19:24:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[düş yazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[-Uyan!
-Uyanmam!
-Uyann!
-Uuyanmaam!
-İyy be uyan/ma!
Saat çok yakınımda, zaman çok uzak.. Uyku bazen rahmettir insan için, bazen de tuzak.. Annem gidiyor başımdan, aklım geliyor.. Midem bir ekmek, tereyağı, peynir ve domatesi öğütüyor.. Zaman, çok sıcak diyorum, gün beni duymuş olmalı: oklarını salıyor.. Hani şu çocukken yaptığımız resimlerdeki o şirin oklarını.. Tansiyonum gayr-ı resmi kaynaklara göre yerlerde.. Kim demiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>-Uyan!<br />
-Uyanmam!<br />
-Uyann!<br />
-Uuyanmaam!<br />
-İyy be uyan/ma!</p>
<p>Saat çok yakınımda, zaman çok uzak.. Uyku bazen rahmettir insan için, bazen de tuzak.. Annem gidiyor başımdan, aklım geliyor.. Midem bir ekmek, tereyağı, peynir ve domatesi öğütüyor.. Zaman, çok sıcak diyorum, gün beni duymuş olmalı: oklarını salıyor.. Hani şu çocukken yaptığımız resimlerdeki o şirin oklarını.. Tansiyonum gayr-ı resmi kaynaklara göre yerlerde.. Kim demiş soğukkanlıyım diye, alev fışkırıyor bakışlarımdan alev! Saçlarım ateş gibi yanıyor, Allâh’ım! Soğuk boğazımı donduruyor.. Ben ne mânâyım?!. Sen koru bizi, diyorum, sen koru ki emin olalım nârından.. Bizi bize bırakma, sahipsiz koma bizi!..<br />
<span id="more-143"></span><br />
Bir madalyon takıyorlar boynuma, taşıyıp duruyorum.. Sağ elime keyifli gülücükler, sol yanıma hüzünden imal edilmiş rozetler.. Ve bir kere daha iman ediyorum ki; rûhu olmasa puttur bu etler!.. Aklıma Filistin takılıyor, Muhammed.. Sanki samimiymişim gibi, açlığımı hissediyorum.. Oruç tutmalıyım, tutmalı beni.. Müslüman olmak bir şey ifade etmiyor, mü’min olmalıyım biraz.. Ya da tam tersi, her neyse işte! Sıcak kafama vurdu sanmayasın, bir kafede oturuyor ve seni düşünüyorum.. Geçmişini ve geleceğini.. K/âğıtken ne çabukta zam/ân’a büründün.. Sen hangi biçimde yaratılmış üründün? Kurnalarından sularını içemediğim şehrin, turnalarını da göremedim.. Ben gelmeden gitmiş olmalılar deyip, zamanın son modası parklara, bahçelere, kaldırımlara, şehre bakıyorum.. Kafiye kurmak gibi olsa da, galiba bende Onyedi’den yavaş yavaş akıyorum.. İnsanlar beni anlamıyor, ne ben insanları, anlaşamayıp gidiyoruz işte.. Uff! Hava çok sıcak, eriyecem ya hu ben!.. Garip bir şey, özleyeceğim bu zamanları.. Büyümek yaşlı bir olgu, küçükken büyüyenler için..</p>
<p>Sonra çıkartıyorum madalyonu, tutup bir rafa kaldırıyorum, boynundan asıyorum bir çıkıntıya.. Dostlar geliyor aklıma, küçük hayatımda büyük yer edinmiş dostlar.. Yarım ekmeğe talim ediyoruz akşam akşam, hayatımda niye bu kadar çok ayrıntı var diye düşünüyorum.. Terk etmek kolay olmayacak, neden sükûtu sevdiğimi ve konuş/a/madığımda neden güldüğümü de kimse anlayamayacak.. Anlatmayacağım.. Bir akşam vakti imamlık yapınca, sesimin eski ahengini kaybettiğini ve heyecanın beni tetiklediğini fark ediyorum, kaçıncı kez.. “Ben bu sınavı kazanacağım!” diyorum içimden, koca bir inşaAllah’ı dîle getirerek.. Özlü sözler arıyorum, hayatımı değiştirmek için.. Bil bakalım ne dökülüyor dilimden;</p>
<p>1. Biz senin göğsünü açıp genişletmedik mi?<br />
2. Yükünü senden alıp atmadık mı?<br />
3. O senin belini büken yükü.<br />
4. Senin şânını ve ününü yüceltmedik mi?<br />
5. Elbette zorluğun yanında bir kolaylık vardır.<br />
6. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık daha vardır.<br />
7. Boş kaldın mı hemen (başka) işe koyul,<br />
8. Yalnız Rabbine yönel.</p>
<p>…<br />
Saçlarını hafiften yıkasan bile ıslak saç ile dışarı çıkma, sinüslerin azıtırsa naneyi yersin.. Benden söylemesi..</p>
<p>Akşam üstü bir profiterol iyi gider deyip giriyorum pastaneye, içimde ‘ha’yı yazamamanın sıkıntısı yok tabi, yedikçe susuyorum.. Ermiş olacağım galiba.. Kafayı takanlar çok bana, imajeriz sanki.. Ne demekse! İnsan her daim dolu ve doğru konuşamıyor, susma isteği bu yüzden.. Az konuştuğumda kâr, çok konuştuğumda n/âr sayıyorum kendime.. Beni Yâ/R/abbe, geceyi emanet biliyorum kendime.. Ben ettim, sen etme.. Az konuş; ama öz olsun..</p>
<p>Fatih</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/gunce-fatih/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İnt&#8217;İ(harr) Şiiri Mustafa Onur - Betül Tekin</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/intiharr-mustafa-onur-betul-tekin/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/intiharr-mustafa-onur-betul-tekin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 10:12:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[eleştirel bakış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=142</guid>
		<description><![CDATA[Şiir bilindiği gibi imgelem ve anlam oyunlarını içerir özsel olarak. Bilinen gerçekleri, saklı hayalleri ya da kurguları sıra dışı olmalı olan bir üslup içinde söz ipliğine dizmek şair işidir. Ve nadide inciler üretmek  maharettir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki özellikle bizim şiir geleneğimizde geçmişten süregelen bir tercih vardır şairlere sunulan: Şiir için mi yoksa [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şiir bilindiği gibi imgelem ve anlam oyunlarını içerir özsel olarak. Bilinen gerçekleri, saklı hayalleri ya da kurguları sıra dışı olmalı olan bir üslup içinde söz ipliğine dizmek şair işidir. Ve nadide inciler üretmek  maharettir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki özellikle bizim şiir geleneğimizde geçmişten süregelen bir tercih vardır şairlere sunulan: Şiir için mi yoksa anlam için mi yazılmalıdır şiir? Şairin bu soruya vereceği cevap onun imgelerinin yoğunluğu ve kelime cambazlığını da etkileyecektir ve  ağdalı ya da sade bir dil üretecektir şiir içerisinde.</p>
<p>Tüm bunlara ilaveten irdeleyeceğimiz şiir bir  direniş esintisi sunmakta okudukça zihnimize . Bu iç direnişi manevi direniş saikleri ve de müşahhas örnekler ile de perçinlemekte şairimiz, şiirinde. </p>
<p>Söz konusu şiirin anahtarıyla başlayalım tahlil ve eleştirimize..<br />
<span id="more-142"></span><br />
İnt’i (harr): kelime parça haliyle ele alındığında ilk parça bir bitişi ve parantez ise bir yanışı haber vermektedir. Ve bu yanış özel, müstesna bir noktadadır. Şair söze son ile yani yanmanın, aşkın , hayatın sonu ile başlamıştır ve bu şairmizin başka bir şiirinde geçen“VE BİTMEK SARA… YENİDEN BAŞLAMAKTIR”dizesi ile de ilişkilidir. Yanmak da olsa esas anlam, bir bütün halinde varlığını sonlandırmak da olsa ; ikisi de sondur nihayette. Ve şair için her şey tam da burada başlamaktadır. </p>
<p>Satırlara çevirdiğimizde yönümüzü karşımıza iki manaya yorulabilecek ifadeler çıkıyor .ilki  lirik bir hissin imgelere dönüşmesi; ikincisi ise maddi alandaki yangınların lirik şekilde ifade edilmesi. Şair ya ölüm meleği ve her şeyi elinde bulunduranla kalbî yanını hesaba çekmekte ya da intifada ruhu ile ölümle kucaklaşan kainata ve topraklara celil isminin tecellisinden bir rahmet düşürülmesi derdiyle sözü söylemekte..Her iki olasılıkta da çok özneli ve çok nesneli bir örgü karşılamakta bizi. </p>
<p><strong>“azr&#8217;a ve Celul&#8217;e<br />
Suyu ısıran incil<br />
Geybeti koparan dişim<br />
Heyyy çoğullumun hastalıklı dokunuşu<br />
/&#8230;banamı değdiniz yine&#8230;” </strong></p>
<p>Bu dizeler çoğulluğun bir işareti olarak ilk karşılaştıklarımız. Öyle ki her okuduğumuzda farklı bir anlama ile karşılaşıyoruz şiir boyunca. Ve şairin söyleyiş maksadı oldukça uzaklara düşüyor. Çünkü şair anlaşılmak derdinden öte bir söylemek zorunluluğu içerisinde kaleme alınmış sözleri sunuyor sanki bizlere:”Yazmasam ölecektim” ifadesindeki gibi bir zorunlulukla. </p>
<p><strong>“Yataklara düştümse<br />
Yine giyinmiş zırhını süvarilerce<br />
Hey kara geceye zift giydiren abla<br />
çocuğa süt veren enik<br />
beni yolda mı unuttunuz yine&#8230;<br />
Ben alıştım artık kan görmeye&#8230;/ bayılmıyorum<br />
Kalbimin vahşeti son manşetlerde&#8230;<br />
Ben alıştım yaşamaya heyy mel&#8217;ûn&#8230; / artık sürünmüyorum<br />
Sana cesursun dememeliydim&#8230;<br />
/&#8230;Ama göğsün daha ökseli benden.” </strong></p>
<p>Savaş sonrası, bir çocuğun savaşa alışkın halini dillendirmesi ve bir gönül erinin; uğradığı yenilgileri söze dökmesi olarak değerlendirmeye açıktır dizeler.”geceye zift giydirmek” katran karası gece tabirini çağrıştırır ve kasvetlidir oldukça. ”Çocuğa eniğin süt vermesi” imgesi ise yardıma muhtaç olanın dahi yardıma koştuğu bir harp meydanı görüntüsü serer gözlerimiz önüne. Bu aynı zamanda seven bir kalbin kendi can derdinden uzaklaşmasını anlatır.  Ve şairin yolda unutulmuşluk ifadesi; yalnızlığa yalnızlığın eklenmesi, en görünür yerde durduğu halde, görünememe durumunun  izhar edilmesidir. Şair muhatabına varlığını tam anlamıyla hissettirememiş bunun olması için olumsuzluklara düşmesi gerekmiştir. </p>
<p><strong>“Erkekçe sevdiğin için, adamca gitmeyi yeğledin&#8230;<br />
/..Sana cesursun dememeliydim(!) &#8230; ve bilmeliydim heyy uluyan kekre güzeli<br />
Seni yanlızca kehf sabrıyla beklemeliydim&#8230;<br />
Dönüşüme kurulan köprüleri,<br />
Neden haramilerle kollatıyorsun&#8230;Sana kendimce ölmeyi hiç bilmedim mi?<br />
/&#8230;öldüm say.becermek ne zormuş bu ceninliği&#8230;” </strong></p>
<p>Erkekçe ifadesi ademliğe yani saf cinsiyete vurgu yaparken, adamlık yerleşik bir duygu ve anlam birikimini işaret eder.bu yalnızca cinsiyet olarak erkek şeklinde anlaşılmamalıdır. Erkeklik veya adamlık cesareti ve kararlılığın simgesi olarak kullanılmıştır şair tarafından. Cinsi bir doğallıkla sevmek ile olgun bir duyarlılıkla gitmeye razı olmak.. Hayatın satırlarının, satır aralarındaki anlamıdır bir bakıma. Çünkü sevmek ile oluşan cesaretin hatırlatılması,sonun başlangıcı olmuştur ve kalp ölüme dururken akıl yola koyulmuştur. Öyle ki aşk –kalp- ve akıl yan yana duramazlar..Sabretmeliydim diyor şair..Sabredemedim ve ölümler zulümler ..Dünya harpleriyle eşdeğer başa baş giden gönül harbi başladı. Bu anlam, ceninliğin  yani var olma çabasının zorluğu ve ölümün en kabullenilesi, intiharın, int’i harr’ ın en radikal çözüm olduğu fikrini güçlendirmektedir. </p>
<p><strong>“Kudretin gülcesinde bir azrâ-i hal,<br />
Felaketin kıymetini hiç bilmedim mi?<br />
Bu nasıl bir cinayettir hey yar&#8221;&#8217;<br />
&#8221;&#8217;Ölümüne sevmekten vazgeçmedin mi?” </strong></p>
<p>Kudret yani oldurabilirlik hali..En olabilir noktada iken ölümcül gülüşler çıkmaktadır arza. Felaketler ile yani sessizliğin ve susuşun varlığı ile aslında güzellik eşdeğer iken konuşulmuş ve şair olmaması gerekeni hatırlatmıştır. Ve intihar yarin defterine cinayet olarak yazılmıştır. </p>
<p>Yar; hala sen öldürmek için seviyor ve buna intihar süsü veriyorsun..sevdanı öldürüyorsun ama görenler onu kendi har’ında yandı, ve azraile yaklaştı zannediyor. Tıpkı şem’in etrafında yanacağını bile bile dolaşan pervane gibi. Ve şem’in yakmamaya çalışmadığı bir hakikat iken ölüme düştüğü için pervanenin suçlandığı gerçeğini bile bile..bu düpedüz intihardır. Ve yine şair müntehir ,yar masumdur masum kalacaktır hayatlar gibi dizelerde de. </p>
<p>Eleştiri faslımızda  şairimize birkaç noktada hatırlatmalarımız olacak naçizane . Öncelikle şiirlerin kelime ve içerik zenginliği konu bütünlüğü ile de birleşebilmeli. Yani okuyucu en azından bir aşkın , acının, savaşın , yalnızlığın ,maneviyatın mı yoksa direnişin mi, mutluluğun mu suların da gezindiğini kavrayabilmeli. Kendini güvende hissedebilmeli bu engin denizde. Bu  zor görev şaire düşmekte. Ayrıca duyguyu ya da düşünceyi daha öz anlatmak önemlidir şiirde..Bir nesneyi ya da durumu birden fazla imge ile zenginleştirmek değil, en uygun olan ve en doğru olanla süslemek anlamlıdır. Özellikle başı ve sonu arasında kurulan bağlantı şiiri daha anlamlı ve değerli kılacaktır. Başlıklardaki bütünlük şiirin geneline de yansımalıdır&#8230; Aksi taktirde başlık ile zaman zaman uyumlanan bir şiir biraz arafta kalacaktır. </p>
<p>Şairimizin gönlüne ne derece tutabildik ayinemizi bilemiyoruz ancak, şairimize başarılar diliyoruz.. Ve daha güzel şiirleriyle karşılaşmayı ümit ediyoruz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/intiharr-mustafa-onur-betul-tekin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Azad Ediyorum - Hasip Çifçi</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/azad-ediyorum-hasip-cifci/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/azad-ediyorum-hasip-cifci/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 10:05:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=141</guid>
		<description><![CDATA[Ben bu gece ölüme aşk okudum,
Sildim bütün hecelerini yaşamın
Ve astım şiirleri İstanbul’un surlarından
Kendimle birlikte boyadım geceyi karaya 
Şehirler kurdum sana ve şiirler yazdım adına. Gelirsin diye kilitledim hayatı kendime ve çevirdim pencereleri sensizliğe.

Son çalan şarkıdan biraz hüzün sardım sigarama, sonra tütün yerine beni koydum, önce biraz kanattım kendimi… sonra alıştım, durgunluk zor geldi bana, sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben bu gece ölüme aşk okudum,<br />
Sildim bütün hecelerini yaşamın<br />
Ve astım şiirleri İstanbul’un surlarından<br />
Kendimle birlikte boyadım geceyi karaya </p>
<p>Şehirler kurdum sana ve şiirler yazdım adına. Gelirsin diye kilitledim hayatı kendime ve çevirdim pencereleri sensizliğe.<br />
<span id="more-141"></span><br />
Son çalan şarkıdan biraz hüzün sardım sigarama, sonra tütün yerine beni koydum, önce biraz kanattım kendimi… sonra alıştım, durgunluk zor geldi bana, sonra seni bastım yarama dağlandı… içime her çekişimde biraz daha grileşti tenim ve bitirdim ruhumu, sol omzumdan kemirdi kalemim… </p>
<p>İşte şu son kalan nefes kadar bile nefessiz kaldım…<br />
Ve aşka dair her söze bir dar ağacı yaptım<br />
Elimde kalan son çiviyle kendimi çarmığa mıhladım<br />
Ve ruhumu senin hayalinle yaktım… </p>
<p>Kelimelerimle öldürdüğüm bir Leyla’nın, cenazesini tamda buraya gömüyorum. Adını saklı kıldığım bir cenaze namazını işte şimdi kılıyorum… </p>
<p>Önce tekbir sonrasında kürek sesleri, ıssız  cümlelerime hapsediyorum… </p>
<p>Yazdığım her cümlede biraz sensizlik var işte<br />
Tarifi imkansız karanlıklar, zeminsiz düşler<br />
Sayfalara sığdıramadığım bir sen,<br />
Birde hasret var … </p>
<p>Avuçlarımdan sızan bir sızı var, hıçkırık makamında damlayan, kanla karışık rüzgara savrulan bir hüzün… </p>
<p>Ve sonra senle kaplı hayaller gelir ardından… her vuslatta bir hasret girer araya, her buluşmada ayrılık. Denedim, senli bir sensizliğe bir dem dayanıyorum, köşe başında yığılıp, sokak lambalarından geceye karışıyorum ve kaldırımlardan şehir çöplüğüne akıyorum… </p>
<p>Sevgili…  yokluğunu içip kendimi denizlere salıyorum…<br />
Sensizliği seçip kendime kurşunlar sıkıyorum<br />
Susuyorum… ve aslında kendimi kendimden çıkarıyorum<br />
Ruhumu aşkından, Aslıyı  Ferhat’tan, Yusuf’u Züleyha’dan azad ediyorum…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/azad-ediyorum-hasip-cifci/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bilmeden - Leyla Marankoz</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/bilmeden-leyla-marankoz/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/bilmeden-leyla-marankoz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 10:02:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[Bizim bebekler gece ölür
Şadırvanıssızlığına terk edipşehri
Göz aydınlığına bırakmadan
Dokuz ay kısık ateşlerde sabredip
İ srafil’e sükse yapmadan hani
Müzik, kalem, kitap
Nota, harf, hayat bilmeden
Fotoğraflara dondurulmuş kışlıklar sunup
Zil takıp oynamada üstelik
Gece ölür bizim bebekler
Bakışında çesmeler ölür sırıtıp
Cumbalar kanar ortasında şehrin
Aldırmadan yalana bir lam takılır
Bir lam sarılır elife,eliften öte
Gayesi boşluğa elif çizmek midir ki
Hesaba gelen hakim
Çarpım tablosunu sevdiği kadar
Bilir mi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim bebekler gece ölür<br />
Şadırvanıssızlığına terk edipşehri<br />
Göz aydınlığına bırakmadan<br />
Dokuz ay kısık ateşlerde sabredip<br />
İ srafil’e sükse yapmadan hani<br />
Müzik, kalem, kitap<br />
Nota, harf, hayat bilmeden<br />
Fotoğraflara dondurulmuş kışlıklar sunup<br />
Zil takıp oynamada üstelik<br />
Gece ölür bizim bebekler<br />
Bakışında çesmeler ölür sırıtıp<br />
Cumbalar kanar ortasında şehrin<br />
Aldırmadan yalana bir lam takılır<br />
Bir lam sarılır elife,eliften öte<br />
Gayesi boşluğa elif çizmek midir ki<br />
Hesaba gelen hakim<br />
Çarpım tablosunu sevdiği kadar<br />
Bilir mi ölümün miting meydanını<br />
Tebeşirler sulanır ortasında şehrin<br />
Ateşi çıkar kentin, sayıklamalar başlar<br />
Bir bebek ölürken hiç sayıklamaz<br />
Gece heceye doğar, hece kekemelere<br />
Korolarda kahinler boy gösterir gülerek<br />
Sana diyorum bayan susma<br />
Alnından öpülecek mimar kalmamış<br />
Bizim bebekler gece ölür burada<br />
Bunu marifet sayar üstelik<br />
Sen ne sayarsan say bu durumda </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/bilmeden-leyla-marankoz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aykırı Sözcükler Kurmacası - Gülyağız</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/aykiri-sozcukler-kurmacasi-gulyagiz/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/aykiri-sozcukler-kurmacasi-gulyagiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 16:25:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=139</guid>
		<description><![CDATA[aykırı sözcükler kurmacasında
diklenir bakışlarım
eğrelti bir duruş yükledim
izbe kaldırımlara
acıma yaslanan tüm umutlarım
bir fersah ötesi geçmişe yüz sürer
ve donukluğa hüküm giyen yazgım
durduğu yerden sızlamaya başlar&#8230;

geleceğe adanılan bir mersiyenin
bozuk harflerinde
solukluyorum ipi gerilmiş tutkularımı
yakışıksız bir sevdaya bilenen ömrümün kareleri
darağacında kilitlenen kesik bir soluğa benzer
suskunluğa meyyal adımlarım
yol bilmeyen adımlarla fermana dizlir 
içimin zemherinde kaybolurum 
içimin zemherinde kaybolurum
nefes nefes incitirim adımı
mabede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>aykırı sözcükler kurmacasında<br />
diklenir bakışlarım<br />
eğrelti bir duruş yükledim<br />
izbe kaldırımlara<br />
acıma yaslanan tüm umutlarım<br />
bir fersah ötesi geçmişe yüz sürer<br />
ve donukluğa hüküm giyen yazgım<br />
durduğu yerden sızlamaya başlar&#8230;<br />
<span id="more-139"></span><br />
geleceğe adanılan bir mersiyenin<br />
bozuk harflerinde<br />
solukluyorum ipi gerilmiş tutkularımı<br />
yakışıksız bir sevdaya bilenen ömrümün kareleri<br />
darağacında kilitlenen kesik bir soluğa benzer<br />
suskunluğa meyyal adımlarım<br />
yol bilmeyen adımlarla fermana dizlir </p>
<p>içimin zemherinde kaybolurum </p>
<p>içimin zemherinde kaybolurum<br />
nefes nefes incitirim adımı<br />
mabede bırakılan bir irem dalına dalar gözlerim<br />
cenneti bir vuslat kokarken şakaklarım<br />
aklandığı yerden yeşermeye başlar.<br />
tutsakladığım kelimelerim<br />
&#8230;<br />
bıraktım sevdanın kara yazgılarını<br />
bahara bir güneş adadım<br />
cemrelenen bakışlarımla<br />
uçsuz bucaksız bir nehrin çağlayanında<br />
akan boz bulanık talihim<br />
yeni baştan konmaya başlar.<br />
sınırları zorlanmış hayal dağarcıklarım…<br />
..<br />
bir ömrü diğer bir ömre anıt biçtim<br />
ellerimde izi bulaşmış bir hüzne dokudum geleceğimi<br />
kırkikindi yağmurlarına uzanan saçlarım<br />
ıslak gözlerime yol olur<br />
sırılsıklam serkeş bir bedenin hummasında<br />
acıtan bir yalnızlığa karşı asileşiverir.<br />
gönül mahzenimden yükselen çığlıklarım. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/aykiri-sozcukler-kurmacasi-gulyagiz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Aranmakla Bulunmaz Lakin&#8230; - Enes Durmaz</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/aranmakla-bulunmaz-lakin-bulanlar-hep-arayanlardir-enes-durmaz/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/aranmakla-bulunmaz-lakin-bulanlar-hep-arayanlardir-enes-durmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 16:18:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Gizemli şehir İstanbul, bir günde bir ömür biçermiş ahbaplarına, bir günde bir ömür götürürmüş dostlarından.
Kendi içinde niceler barındırmış, kimisinin adını hep hatırlatmış kimisini unutturmuş, böyle giderken bir ihtiyarı da barındırmış içinde. 
İhtiyarın bir teknesi, bir barınağı, birde dededen yadigarı tespihi vardı, kimse ile para sıkıntısı olmazdı. İstanbul’un karşı kıyıya geçirdiği yolculardan, imkanı olandan para alır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gizemli şehir İstanbul, bir günde bir ömür biçermiş ahbaplarına, bir günde bir ömür götürürmüş dostlarından.<br />
Kendi içinde niceler barındırmış, kimisinin adını hep hatırlatmış kimisini unutturmuş, böyle giderken bir ihtiyarı da barındırmış içinde. </p>
<p>İhtiyarın bir teknesi, bir barınağı, birde dededen yadigarı tespihi vardı, kimse ile para sıkıntısı olmazdı. İstanbul’un karşı kıyıya geçirdiği yolculardan, imkanı olandan para alır, olmayandansa hiç sormazdı. Bu yüzden kendisi gibi teknecilik yapan diğer ahbapları gibi zengin olmamıştı ve olmakta istemiyordu. Teknesi küçük olduğundan müşterileri azdı.<br />
<span id="more-138"></span><br />
Her sabah Üsküdar dan Sarayburnu’na seferine en erken o başlatırdı, yine böyle bir gündü, kız kulesini biraz geçtikten sonra, askeri donanma geldiğini fark etti ve sandalı durdurdu, donanmaya yol vermişti. Elini cebine uzattı ve tespihini aldı, eli açıkta beklerken çekiyordu, ani bir dalga ile gemi sallandı ve elindeki tespih denize düştü.<br />
İhtiyar kıyıya geçip eline bir kova aldı, denizden doldurup boşaltıyordu. Gelen geçen deli demeye başladı. Aradan günler geçti ama ihtiyar devam ediyordu. Kıssa zamandan adı divaneye çıktı</p>
<p>. Bir sabah yine kova elinde boşaltırken bir bakıl belirdi denizde, balık ona doğru yaklaştı ve ihtiyara ne yaptığını sordu. İhtiyar düşen tespihini aradığını söyleyince, balık bu sefer peki ne zamana kadar bu suyu boşaltmaya devam edicen diye sorunca, ihtiyar dibine ulaşıncaya kadar diyince, balık usulca suya daldı ve ağzında tespihle çıktı. </p>
<p>Ertesi gün tespihi elinde gören ahali çok şaşırdı ve bu kesin velilerden, demeye başladı. Olayı duyan padişah, ihtiyarı sarayına getirtir. Ve padişah derki ününü duydum, lakin benimde bir sıkıntım var buna çözüm bulabilir misin der. İhtiyar padişaha bakar ne duydunuz der. Padişah, keramet edip denizden tespihi çıkardığını der. İhtiyar peki kimden, der. Padişah hafif sinirli halktan, der. İhtiyar şunları söyler, ben tespihi ararken o halk bana hakaret etti, tespih bulunduğunda da şimdi rabbime nankörlük ediyorlar der. </p>
<p>İhtiyar padişahın yanından ayrılırken, padişahın kafasını çok karıştığını anlar, ve döner geri padişaha şunu der: aranmakla bulunmaz, lakin bulanlar hep arayanlardır…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/aranmakla-bulunmaz-lakin-bulanlar-hep-arayanlardir-enes-durmaz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kalemi Kırık Şairim - Bilal Can</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/kalemi-kirik-sairim-bilal-can/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/kalemi-kirik-sairim-bilal-can/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 16:15:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[Ancak sen olunca tümcelerin raksına kapılırım.Bu gece bilinmezinde arıdma düştü yine haydutlar.Yolumu kesti lambalar.Aynalarda yansıyan yüzleri sıyırdım korkusuca,kalemi kırık bir sürgünüm bu yüzden.
Ellerimde yokluğunun belirgin tutsaklığı içimde kavlinde pare pare açılmış çiçekler.Kapanışı yaşıyorlar şimdi yoklama anında.Kayıptır hem de bu geçişte.Kalemi kırık bir lügatim şimdi hem de çaresiz.Hançereme yaslanan bir açlıktır bir de susuzluk.Hangi dilenciden çaldım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ancak sen olunca tümcelerin raksına kapılırım.Bu gece bilinmezinde arıdma düştü yine haydutlar.Yolumu kesti lambalar.Aynalarda yansıyan yüzleri sıyırdım korkusuca,kalemi kırık bir sürgünüm bu yüzden.</p>
<p>Ellerimde yokluğunun belirgin tutsaklığı içimde kavlinde pare pare açılmış çiçekler.Kapanışı yaşıyorlar şimdi yoklama anında.Kayıptır hem de bu geçişte.Kalemi kırık bir lügatim şimdi hem de çaresiz.Hançereme yaslanan bir açlıktır bir de susuzluk.Hangi dilenciden çaldım bu bakışları bilmiyorum.Ölüme gülümseyen yanlarım seviniyor bu sadist duygularda.Belki de acıların mayalanışında yüreğimde biriken serzenişlerin gün batımıyla eşsiz bir muamma yaratmasının peşindeyim.Bu yüzdendir belki de kırık lügatler sözlüğümde ,susmuş antolojiler bestelediğim.Senin için beklediğim duraklarda kokum bulaşsın diye izimi bıraktım bütün oturaklara.<br />
<span id="more-137"></span><br />
Şimdi sen ve hikayen.Ardına düştüğüm gözlerinle arıyorum yollar var ki ben kokunu.Bırakmaz yakamı iki eli hayatımda olan geceler.Belki geceyi en çok işleyen benimdir gecelere.Bu yüzden bekçilerin muhabbetinde karanlık sözleri derip kendime akıtıyorum.Saplandığım düşlerin ertesine bulaşan yokluğunla kimseye gidecek kadar güçlü değilim.Bu yüzden kalıp hayatın en onulmaz yarasında kanları akıtıp içime;canlanıyorum.İçimde hercailerin gül yararlı var.Ellerimde yarım kalmış bir şiir.Nişanesi sen olmuşsun bütün tutsaklıklarım.Sana sürgünüm.Sana firarim.Bu serzeniş yeterdir bütün tabiata.Gelmiyorsun baharıma.Neden&#8230;</p>
<p>Çar belirtisinde sayısız vuruşlarla hükümdar kesilen sitemlerin ardıma gölgeler boyu dizilmesi yaralıyor belirtisiz saklanışlarımı.Kimse bilmiyor ama suskunluğun ertesine bulaşan ateşlerde aradığım sendin yıllar var ki&#8230;</p>
<p>Şimdi kalemi kırılmış lügatlerimde kalemsiz yüklemleri sıralıyorum peşi sıra öznelere.Biliyorum ki nesnesiz ve eylemsiz yürümez hayat.Bu dengeyi sağlamak adına bir öznen lazım şimdi tam da yüreğimin ortasına.Gelmelisin ki ve bilmelisin ki bir muaama olan kayboluşlarımda yokluğunla seni bulmaya çalışıyorum.Bu yüzden gelmelisin ki haftaları asan adamlıklarım çocuksu gülüşlerini yaysın dudaklarına.</p>
<p>Şimdi hasret  şiirlerini kısrakların yelelerini rüzgara kaptıran bir ateştir.Ateş ki hardan ve senden bir rüyadır.Yanıştır ki ne muamma&#8230;Esrarlı perdeleri yıratarak ardından gölgeni seyrediyorum yollarda.vakit yol vakti.Yollarda kadehlerce bulduğum çiçekleri topluıyorum beyzadan evvel.Şafaktan tan seyirleriyle özlüyorum muştuları</p>
<p>Kalemi kırık bir şairin şiar olmuş közlerinde bir ateşe düşmek;saklanmak seni tasvir eden sözlüklere.Alışmadan vuruşmak geceler boyu karanlıkta.Ne büyük muammasın ki hala gelmez oldun.Gözlerine değecek bakışlarımda bulunmaz olsun.Kırık bir tümceyim şimdi sana yazdığım efsanelerde.Ayağındaki altın bileziği,ellerindeki çizgileri,yara yara sığındığım yüreğim.Hel artık zaman gülümsemesini yaysın buram buram.Misler gibi deniz kokunla,hasretimi harlama bu baharda.Esriğim.Kırığım.Öznesizim.Kırık bir tümcenin kalemden yayılan mürekkebiyim.Gel nişanem.Gel baharım.Harımdan rüzigarım..Gel</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/kalemi-kirik-sairim-bilal-can/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ey Ruhumun İsa&#8217;sı - Nakkaş</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/ey-ruhumun-isasi-nakkas/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/ey-ruhumun-isasi-nakkas/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Aug 2008 16:13:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[/..Tam giderken,dil dedi ki avare&#8230;
Yusuf affet beni,sana hicran dokudum
Gözlerinde bize ait ,bir ömrü okudum../
Ey can suretim.

Aynada  kendini görmek dilersen,cilalı duvara bakma,sırlı tarafa tutma yüzünü.
Ki ruhunu,çirkinim kelimesi meşul etmesin.
İlla ki ısrar edersen,karşında duran,gözlerine gece çökmüş zalim benim.
Mana aleminden sır ararsan,mehtap güneşe denktir deme.Söyle bana,çöldeki yağmurla,denizin ortasındaki fırtına birmidir.
Bu tembih sana&#8230;
Sakın ola gerçeği, mecaza karıştırma,yoksa gül [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>/..Tam giderken,dil dedi ki avare&#8230;<br />
Yusuf affet beni,sana hicran dokudum<br />
Gözlerinde bize ait ,bir ömrü okudum../</p>
<p>Ey can suretim.<br />
<span id="more-136"></span></p>
<p>Aynada  kendini görmek dilersen,cilalı duvara bakma,sırlı tarafa tutma yüzünü.<br />
Ki ruhunu,çirkinim kelimesi meşul etmesin.<br />
İlla ki ısrar edersen,karşında duran,gözlerine gece çökmüş zalim benim.</p>
<p>Mana aleminden sır ararsan,mehtap güneşe denktir deme.Söyle bana,çöldeki yağmurla,denizin ortasındaki fırtına birmidir.</p>
<p>Bu tembih sana&#8230;</p>
<p>Sakın ola gerçeği, mecaza karıştırma,yoksa gül bahçesinden diken derersin.<br />
Arif olanı yokla,sana der ki,<br />
Kimse bilmez ama doğrusu şudur, avuçlarını kanatan güldür aslıda.</p>
<p>Ey ruhumun İsa&#8217;sı&#8230;<br />
Bir nefesin diriltirdi toprağımı.<br />
Ama sen tenden geçip şah damarıma nakşettin kıyamı.<br />
Dua benim dedin oku adımı.<br />
Bu dünyada imtihan benim&#8230;</p>
<p>Şimdi deme ki sus konuşma&#8230;<br />
Biz aşkın dudağından içmedik.Deme bana korkma ölmezsin,Azraili ben tembihledim.<br />
Kahrım sana değil,lakin şeker deyip bana sensizliği hayat kasesinde sundun.<br />
Sensizken,sevinç kandili kırıldı da varlıkta,yokluğa büründüm.</p>
<p>&#8230;<br />
Ey zatında aşka müptela olduğum kişi bana gözyaşı sunma.<br />
Göz kalmadı,önüme koyduğun denizi dolduracak&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/ey-ruhumun-isasi-nakkas/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Asude Zeynep Toprak - Mide Ağrısı</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/asude-zeynep-toprak-mide-agrisi/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/asude-zeynep-toprak-mide-agrisi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 23:06:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[öykü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Zamansız mide ağrıları sergileniyor vücudumda. İliklerim haber bekliyor sıradan bir kanser için. İliklerim isyan ediyor. ‘Biri şu dünyayı içinden alsın.’ Biri diyorum, şu dünyayı içimden alsın… Bu meret gözlerimi mest etmiyor. Gözlerimin üşütmesi an meselesi…
Üçlü koltukta oturan pervasız kız, arada bir başını kaldırıyor benim olduğum yöne doğru. Yönümü değiştiriyorum, dünya bana dönüyor, boynum tutuluyor. Af [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zamansız mide ağrıları sergileniyor vücudumda. İliklerim haber bekliyor sıradan bir kanser için. İliklerim isyan ediyor. ‘Biri şu dünyayı içinden alsın.’ Biri diyorum, şu dünyayı içimden alsın… Bu meret gözlerimi mest etmiyor. Gözlerimin üşütmesi an meselesi…</p>
<p>Üçlü koltukta oturan pervasız kız, arada bir başını kaldırıyor benim olduğum yöne doğru. Yönümü değiştiriyorum, dünya bana dönüyor, boynum tutuluyor. Af diliyorum ve cebimde ne varsa ortaya karışık döküyorum. Cebimden çıka çıka dünya çıkıyor. Ah midem! Bu kramp gözlerimi Japonlaştırıyor.<br />
<span id="more-135"></span><br />
Pervasız kız, otobüsten iniyor. Onun yere değmesiyle, ağaçlar derilerini döküyor. Bu, baharın uzaklığı, yazın kaçınılmazlığını ve sonbaharın ve esasen kışın, yaralı olduğunu kanıtlıyor. Güneş tepeme dikiliyor;<br />
- Sıkıyorsa bana yan bak!</p>
<p>Tenimin rengini yarıyor neşen,<br />
Ne vardı? Diyorum…<br />
Sahi ne’m vardı?<br />
Ciddi bir rahatsızlığa tutulmuştu ruhum!</p>
<p>Trafikteyim… Eminim ki, kırk tane yazan kişiye sorsalar, otuz yedisi yolculuklarını okuyarak geçirdiklerini söyler. Diğer üçü yani ikisi yani biri… Yani ben!<br />
Üçü, yani çoğul olabilecekken içini açtığım oluyor.<br />
İkisi, derken ulaşılmaz oluyorum kendime.<br />
Biri derken, tıkanıyorum, bu ağrı kesmiyor hükmünü.</p>
<p>Ne diyordum? Ha, trafikteyim, yola bakıyorum, elimdeki kitabı okumaya meyilliyken, yola, insanlara, kendime, içime, öyküme bakıyorum. Yanılıyorum yine, yeniden, işte yine hep olduğu gibi; olan oluyor bana. Bir mide nöbeti daha. Yeter artık diyorum, yeter! Can sıkmayın!</p>
<p>‘Yakaza’ alınıyor…<br />
Gömülüyorum tekrar kitaba. Yoksul bir öykünün karnını doyuracakken, leblebi hesabı yapan karı kocaya dönüyorum;<br />
- Başka bir zamana, üzgünüm, diyorum…<br />
Deliriyorum!</p>
<p>Kafamı büküyorum orta kapıya, orta kapıdan indikçe yolcular, bende bambaşka hayatlara iniyorum. Kıyılarını denize en fazla intihar payıyla açmış hayatlarda demleniyorum. Kafamı çeviriyorum;</p>
<p>- İnen delikanlı mutsuz değil! Senden gayrısını deşme, deşse de bu ağrı seni sen deşme, diyorum…</p>
<p>Çıkmaza giren bu günden sonra, sana ne kadar yaklaşıyorum, bana ne kadar yaklaşıyorsun, ne kadar yaklaşıyor bize dünya, korkuyorum!</p>
<p>Alınan yakaza’yı bir daha aralamıyorum. Benden çok sancıyan bir öyküye, daha fazla acı vermemem gerekiyor…</p>
<p>Bakır bir cezvede kaynıyor gençliğim. Gençliğim geçit vermiyor midesizlere… -<br />
- Midem bu dünyayı kaldıramadığından mı sancıyor a rüzgâr?<br />
- Es… Selam…<br />
- Es be rüzgâr… Düğmeye basar mısınız bayım?</p>
<p><strong>Asude Zeynep Toprak</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.yoldusleri.com/asude-zeynep-toprak-mide-agrisi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bilal Can&#8217;ın &#8220;Heyyale&#8221; Şiirinin Tahlili - Betül Tekin</title>
		<link>http://www.yoldusleri.com/bilal-canin-heyyale-siirinin-tahlili-betul-tekin/</link>
		<comments>http://www.yoldusleri.com/bilal-canin-heyyale-siirinin-tahlili-betul-tekin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jul 2008 22:54:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[eleştirel bakış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.yoldusleri.com/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[Şiir geleneğimizde isimlerin ya da müstear isimlerin hem şairler hem de şaire ilham olanlar adına kullanıldığı edebî bir gerçekliktir. Özellikle serbest şiir akımlarının oldukça yaygın hale gelmesiyle bu gerçeklik farklı boyutlar da kazanmıştır.
‘Heyyale’ kelimesini bende ilk okuduğumda çağrıştırdığı şekliyle anlamlandıracağım. Şairimizin  daha farklı bir muradı olabilir ki: bu durumda tashihlerini bekleriz.
‘Heyyale’ yani hayallerimin  [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şiir geleneğimizde isimlerin ya da müstear isimlerin hem şairler hem de şaire ilham olanlar adına kullanıldığı edebî bir gerçekliktir. Özellikle serbest şiir akımlarının oldukça yaygın hale gelmesiyle bu gerçeklik farklı boyutlar da kazanmıştır.</p>
<p>‘Heyyale’ kelimesini bende ilk okuduğumda çağrıştırdığı şekliyle anlamlandıracağım. Şairimizin  daha farklı bir muradı olabilir ki: bu durumda tashihlerini bekleriz.</p>
<p>‘Heyyale’ yani hayallerimin  rüzgar gülü, öyle ki beni her bir dalında ayrı bir halet-i ruhiyyeye büründüren fidanım. Kısaca hayatım, benim ben olduğum ,’ben’de olduğum uğruna ve düştüğüm yollarına , dönemediğim yollarından.</p>
<p><strong>Temiz bir sayfaya bak ellerinle<br />
Esrik tümcelerin sigarayla meze olması<br />
Buruşturuyor kalemin ucundaki mürekkepleri<br />
Damlalanıyor damıtılmış bir sevdadan<br />
Hayaletini arıyor yere düşen prangalar<br />
Kurşun sesinden ağır bir vebal<br />
Susmak kadar tebessümî bir provadır<br />
Heyyale!!!</strong><br />
<span id="more-134"></s